Öncelikle Aftersun filminin Türkiye'nin kültür sanat camiasında büyük yankı bulmasının asıl nedeni için filmin tamamen Türkiye'de geçmesi olduğunu düşünüyorum. Bunun yanı sıra filmi beğenen ya da beğenmeyen herkesin ortak tek fikri var o da hatıraları canlandırması. Özellikle 90'lar ve 2000'lerde ailesiyle tatile gidenlerin anımsayacağı birçok anıyı gün yüzüne çıkartıyor. ABD yapımı bir film olan Aftersun Türkiye'de Film Ekimi ile gösterime girdi. Yönetmeni  Charlotte Wells olan filmin çekimlerini Marmaris ve çevresinde yapılmıştır. Film şu an Mubi'de izlenebilir.

Filmi kısaca özetlemek gerekirse "1990’ların sonunda bir tatil beldesinde 11 yaşındaki Sophie, çok fazla vakit geçiremediği sevgi dolu ve idealist babası Calum ile çıktığı tatilin keyfini çıkarır. Sophie ergenliğe yaklaşırken, Calum da kendi içinde babalık dışındaki sorumluluklarıyla mücadele eder." Bunun yanı sıra izleyicinin bilmesi gereken bir nokta var ki bundan herkes bahsetmiyor: FİLM BİR FESTİVAL FİLMİ. Yani öyle vurdulu kırdılı, ağlamalı ya da güldürmeyi odak haline getirmiyor. Filmi izlerken tatlı bir tebessüm yüzünüze yayılabiliyor ya da gözyaşlarınızın aktığını burnunuzu çekmeye başladığınızda fark edebiliyorsunuz.

Her aile, her hayat farklıdır. Fakat aftersun bize ortak bir hafızanın da olabileceğini gösterdi. Başrollerdeki Paul Mescal ve Frankie Corio’nun performansları oldukça enfes. Özellikle Frankie Corio, içinde bulunduğu ergenliğe geçiş aşamasını, genç ebeveyne sahip olmayı, boşanmış bir aileyi karakterine tam olarak oturtturmuş bir karakter. İlk oyunculuk performansına rağmen oldukça başarılı ve Paul Mescal ile oldukça uyumlu bir performans Calum karakteri ise daha kendisi çocuk yaştayken kızıyla zaman geçirmeye çalışan, kendi kişiliğindeki buhranları saklamaya çalışan bir baba.

FESTİVAL FİLMİ SEVMEYENLERLERE DUYRULUR: AFTERSUN HİÇ SİZE GÖRE DEĞİL

Film 102 dakika sürüyor fakat, filmin çoğunluğunda bir kurgudan ziyade 'anlara odaklanıyor. Amatör bir kamera ile yapılan küçük çekimler gibi bir baba kızın tatilini bize gösteriyor. Film bir festival filmi olması sebebiyle çoğu kişiyi sıkmış görünüyor fakat kurgudan ziyade hem oldukça sakin hem de basit bir anı gösterimi diyebiliriz. Filmin başından sonuna kadar karakterlerin başından ne geçtiği tamamen izleyici yorumuna bırakılıyor. Örneğin Calum karakterinin içinde bulunduğu buhranı erken babalık, fakirlik ve eski eşi/sevgilisinden ayrılmış olmak olarak yorumlayabiliriz. Sophie ise ergenlikle beraber anne babasının ayrılığını içinde tutan bir karakter. Ayrıca filmi sevenler için küçük bir ipucu daha vereyim. Film yönetmen Charlotte Wells'in gerçek anılarına odaklanıyor ve Wells babasıyla çıktığı bu tatilden 5 yıl sonra babasını kaybediyor.

Filmdeki Sophie karakterinin ilerideki hayatından küçük kesitlerde filmin merak uyandıran detaylarından. Sophie'nin yüzündeki mutsuzluk seyirciye geçiyor ve son dakikaya kadar acaba ne oldu? diye düşünmeden edemiyorsunuz.

ÇOK MU KALENDER SANDINIZ DERT ANLATMAYINCA?

Filmin müzik seçimleri de enfes olmuş. Özellikle Candan Erçetin'in Gamsız Hayat parçası, Türk izleyicide büyük bir etki bırakmış gibi duruyor. Çünkü tam olarak filmi özetliyor. Dışardan bakanlara bir baba kız tatile gelmiş ne güzel diye düşündüren ikilinin kendi içerisindeki hesaplaşmaları, ilişkileri, acı ve tatlı anıları ve daha fazlası...

Ayrıca belirtmek isterim ki film herkese farklı şeyler hissettirebiliyor. İlk başta beğenmediğiniz filmi bir süre sonra beğenebiliyorsunuz. Ben ilk başta beğenmeyenlerdenim fakat bir süre sonra ne kadar beğendiğimi fark ettim...