Apokrif İncil’den alınmış bu hikayeyi birçok ünlü ressam resmetmiştir: Caravaggio (Judith, Holofernes’in Kafasını Keserken), Gustav Klimt (Judith ve Holofernes’in Başı) ve tabi ki Artemisia Gentileschi.

Tablonun anlattığı hikayede İsrailoğullarından olan Judith ve hizmetçisi Abra, Babil kralı Nabukednassar’ın komutanı Holofernes’in kafasını kesmektedir. Bethulia kentinde zengin ve güzel bir dul olarak yaşayan Judith’in kahramanlık öyküsü anlatılmaktadır. Bethulia kentini işgal etmek için Holofernes görevlendirilmiştir. Judith, yaşadığı kenti kurtarmak için Holofernes ile yakınlaşır ve ona İsrailoğulları ile ilgili gizli bilgiler vereceğini söyler. Bu sayede Asur kampına girmeyi başaran Judith ve hizmetçisi Abba, Holofernes’i sarhoş eder. Judith,  Holofernes’in kafasını çadırda keser. Adı duyulmuş komutanın kafasını keserek Asurları korkutmak ve kaçırmak ister.

Daha önce de bahsettiğim gibi bu hikayeyi çok önemli ressamlar resmetmiştir. Ancak Gentileschi’nin aralarından sıyrılmasının sebebi işleyiş şeklidir. Caravaggio gibi gölge-ışık oyunları kullanmış ve hiçbir figürü tam olarak göremesek de tuval içindeki debelenmeyi ve hareketliliği bize hissettirmiştir. Tuvaldeki iki kadın da kendinden emindir, gözlerinde hiçbir şüphe yoktur ve sert yüz hatlarına sahiptir. Judith, Holofernes’in kendi kılıcı ile Holofernes’in kafasını kesmektedir.

Gentileschi, güçlü ve emin kadın karakterleri ve Judith figürünü sıkça kullanır. Bunun sebebi yaşadığı travmalar olarak yorumlanmıştır. Barok Döneminin en güçlü kadın ressamı olarak gördüğüm Artemissia Gentileschi, Orazio Gentileschi’nin kızıdır. Bu sebeple küçük yaşlardan itibaren resim ile iç içe büyümüştür. Babasının ise en çok hayranlık duyduğu ressam Caravaggio’dur. Dönemin kadın ressamları yok denecek kadar az olmasına rağmen Artemissia, babası tarafından desteklenmiştir. Babası, kadın ressamları kabul eden bir okul bulamadığı için kızını eski dostu Agustino Tassi’nin atölyesine göndermiştir. Artemissia, bu atölyede Tassi ve onun arkadaşı Cosimo Quaris adında bir adam tarafından tecavüze uğramıştır. Orazio, Tassi’yi ‘tecavüz ve evlerinden bir tablo çalmak’ suçları sebebiyle dava etmiş ancak Tassi’ye sadece Roma’dan sürülme cezası verilmiştir.

Zaten kadın ressam olmanın zorluklarıyla mücadele ederek adını duyurmaya çalışan Artemissia hakkında dedikodular gittikçe artmış, toplum tarafından mağduru olduğu suçun faili gibi yargılanmıştır. Dedikoduların önünü almak için babası Artemissia’nın bir an önce evlenmesini istemiş ve sonunda Piero Antonio Satiattesi ile evlenmiştir. Artemissia ve eşi dedikodulardan uzaklaşmak için Floransa’ya yerleşmiştir. Artemissia burada eğitimine ve resme devam etmek istemiştir. Çok kısa bir sürede resimleri Medici ailesinin bile dikkatini çekmiştir. Hem soylu ve zengin ailelerden resim siparişleri almış hem de Floransa Desen Akademisi’ne girmek için çabalamıştır. Artemissia, bu akademiye giren ilk kadın ressam olmuştur. Floransa, Roma, Cenova, Venedik ve yaşadığı diğer yerlerde adından söz ettiren sanatçı çok büyük başarılara imza atmıştır. Barok Döneminin en önemli sanatçıları arasına imza atmış ve aralarından sıyrılan resimler yapmıştır.

Kaynakça:

Sanatın Öyküsü, E.H. Gombrich, Remzi Kitabevi

Uygarlığın Ayak İzleri Rönesans'tan Barok Dönem'e Sanat Dehaları, Celil Sadık, Epsilon