Osman Hamdi Bey, Silah Taciri
İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi gibi sanat merkezlerini coğrafyamıza kazandıran Osman Hamdi Bey’in Silah Taciri eserinden bahsedeceğim. Gençlik-yaşlılık, yaşam-ölüm gibi zıtlıkları ve aynı zamanda nesil farkını bir arada bulunduran bu eseri yakından tanıyalım.
İlk olarak mekan kapalı bir hanın alt katıdır. Sol üst köşede şamdanlardan aşağı doğru vuran ışıktan ve kolon taşlarından bunu anlayabiliriz. Ön planda bir sütuna oturan figür babadır ve Osman Hamdi'nin de kendisidir. Her zaman olduğu gibi bu eserinde de ana temada kendisine yer vermiştir ve ayakta kılıcın ihtişamına kapılmış kişi de oğlu Ethem'dir.
Osman Hamdi'nin oturduğu sütun, gerçekte de kendisinin müzeci olduğuna dair bir göndermedir. Sağ elinde dizine dayadığı miğfer ve sol elinin oğluna öğüt verici pozu onun tam anlamıyla bir baba olduğunu gösterir. Ethem ise kınından çıkarmış olduğu kılıcı hayranlıkla izlerken babasının nasihatlerine umarsız bir tavırdadır ve bu hareketiyle gençliğin saf heyecanını temsil etmektedir. Osman Hamdi Bey ile oğlu Ethem’in giydikleri farklı başlıklar, birinin otururken diğerinin ayakta olması ve babanın silahları bırakmışken oğlunun silahla birlikte gösterilmesi kuşak farkını temsil etmektedir.
Tam arkada ise elinde kitap tutan bir ihtiyar ve ona bez parçası uzatan bezirgan (tüccar) dikkat çeker. Bezirganın bu hareketi bir ölüm metaforudur çünkü uzattığı aslında kefendir. Verilen mesaj "herkes ölecek, lakin kazanan, gençliğini silahla heba eden değil, kendini eğiterek geliştiren olacaktır".
Bilhassa günümüzde dünyaya nizam getirmek ve nesilleri yönlendirmek için kullanılabilecek en güçlü silah eğitimdir. Osman Hamdi Bey'in de eğitim için yurt dışında yıllarca kalmasını ve geri döndükten sonra yaptığı çalışmaları göz önünde bulunduracak olursak eğitime ne denli önem verdiği anlaşılabilir.
Eserini vefatından iki sene önce 1908'de tamamlandı, Ankara Resim ve Heykel Müzesi'nde sergilenmektedir.