Butimar, aşkından ölen kuş... Kendisi tatlı su içemez, deniz suyu ile beslenir lakin Butimar denize kıyamaz, canı yanar da kurur diye küçücük kalbi atar durur çünkü çok aşıktır ona. Öyle ki her gün sahile gider kanatlarını açar ve uçsuz bucaksız güneşin altında parıldayan maviliğin düşünde kaybolur. Seyri meşk eder.
Susadığı zaman da denizin kuruyacağı korkusu ile tek bir yudum dahi içmediği için , yaşamı denizin habersizliği , kuşun atan kalbi arasında salınır adeta. Engin derya, yaşamın kaynağı iken yüreğine dokunacak kanatların katili olur. Susuz kalsa bile bu durumdan şikayet etmeyen hüzünlü Butimar , Butimarlığını kaybeder. Ruhunu teslim eden kuşun benliği oracıkta sonsuzlukta gizlenir. Yine her gün güneş altında parıldamaya devam eden deniz, çok sevildiğinden bihaber kuşun benliği ile salınmaya devam eder.
“Dünyada susmaktan daha iyi bir şey yoktur, Butimar gibi olan insan daha iyi insandır diye düşünürdüm. Butimar, deniz kıyısına çöker, kanatlarını açar, oturur tek başına ama ben hiç de öyle yapamam şimdi.."
sadık hidayet/kör baykuş
Sonuçta bu efsane ''Sevmenin güzelliği kıyamamaktan geçer fakat bihaberlik ölmeye razı gelmektir. '' der.