Çoğumuz Leonardo Da Vinci'yi Mona Lisa ve Son Akşam Yemeği gibi başyapıtları ile tanırız. ‘Başyapıt’ diyorum çünkü Leonardo’nun bıraktığı az sayıda resmin her biri bir başyapıttır. Onun tüm zamanların en büyük dehası olduğunu düşünen birçok insan vardır.
Günümüzde insanlar onu daha çok resimleriyle tanısa da Leonardo aslında bir sanatçıdan fazlasıydı; mimar, mühendis, anatomist, filozof, heykeltraş, astronom…[1] Ama en önemlisi tutkulu bir hayalperestti. Bilimin ve sanatın pek çok alanında çalışmalar, tasarımlar yaptı. Bilinen 13.000 sayfanın üzerinde el yazması ve çizimi bulunmaktadır [2]
Bisiklet, denizaltı, helikopter (ornithopter) gibi araçların o günlerde insanların delilik olarak nitelendirdiği öncü tasarımları; fotoğraf makinesinin temelini oluşturan optik alanındaki çalışmaları; 30’dan fazla kadavra inceleyerek oluşturduğu, bugün bile birçok anatomi atlasında gördüğümüz çizimlerden çok daha başarılı anatomik çizimleri; Floransa'yı denize bağlamak için Arno Nehri için tasarladığı kanal; İtalya’daki Duomo katedralinin mimarisi; neredeyse bugünkü teknolojiyle elde ettiğimize yakın ayrıntıda harita çizimleri; birçok makine, savaş aleti; ve Sultan II. Bayezit’in o dönemde insanların kayıklarla karşıya geçtiği Haliç’in üzerine bir köprü inşa ettirme düşüncesi üzerine tasarlayıp Osmanlı padişahına sunduğu köprü çizimleri… Tüm bunlar Leonardo’nun yaşamı boyunca ürettiklerinin sadece bir kısmı [3-5].

Sanat hayatına değinecek olursak; yaşamı boyunca yaptığı resim sayısı 20’ydi. Bunlardan günümüze ulaşabilmiş olanların sayısı ise yalnızca 15’tir [6].
Peki dünyanın en çok bilinen sanat eserini yapmış ve yüzyıllar sonra bile ismini hepimizin bildiği bu dahi sanatçı ardında neden bu kadar az eser bırakmıştır? Neden çalışmalarını hiç kimseyle paylaşmamış veya bir kitap haline dahi getirmemiştir?
Leonardo kafasında yüzlerce düşünce ile evrenin, doğanın ve insanın gizemini anlamaya çalışıyordu. Henüz makineleşmenin olmadığı bir dönemde birçok mekanik alet tasarlamasına rağmen hiçbir zaman bunları gerçek hayatta inşa edip bu işten maddi kazanç elde etmeye çalışmadı; o yalnızca aklındakileri kağıda aktarıyor ve bundan zevk alıyordu [7]. Çalışmalarını kitap haline getirmedi ve kimseyle paylaşmadı [7,8]. Bugün ‘Leonardo’nun defteri’ şeklinde derlenmiş yazı ve çizimleri, bir bilim adamının sistemli tutulmuş notları gibi değil, daha çok çizim altına alınan kısa notlar veya günlük tarzındadır. Bu sebeple yaşadığı dönemde hiç kimse onun neler tasarladığını tam olarak bilmiyordu. O dönemde sanatçı kişiliği ön planda iken, bir bilim adamı olarak tanınması 18.yy’dan sonraya denk gelir. [7] Çizimleri, 1830'lu yıllarda Windsor Kalesi'ndeki Kraliyet Kütüphanesi'nde toplandığı zamana kadar pek dikkat çekmemişti. Orada çizimleri kataloglara ayrıldı, el yazmaları tercüme edildi ve ancak ondan sonra çok yönlü dehası ile tanınmaya başladı [9].
Leonardo oldukça plansızdı. Kontrolsüz dehası sebebiyle aynı anda birden çok şeyi merak ediyor, birden çok işi yapmaya çalışıyor ve başladığı çoğu çalışmayı da yarım bırakıyordu. Kendisine sipariş edilen eserleri asla zamanında teslim edemiyor, ya da hiç teslim etmiyordu. (Mona Lisa’yı da sipariş üzerine yaptığı, ancak bitmediği bahanesiyle resmi hiçbir zaman teslim etmediği düşünülüyor) Milano dükü Sforza’nın sipariş ettiği “Son Akşam Yemeği”ni yaparken baş keşişin hızlı olması için baskı yapmasına rağmen, bazı günler tek bir fırça darbesi bile atmadan resmi seyrettiği, bu sebeple resmi 3 yılda tamamladığı söyleniyor. Bu durumun sebebini de düke şöyle açıklamış: “Deha sahibi kimseler bazen en az çalıştıklarında en çok işi bitirirler; çünkü daha sonra elleriyle ifade edip üretecekleri buluşları, o sırada dikkatle tasarlayıp kafalarında kusursuz düşünceler oluştururlar [10,11].

Leonardo’nun çalışmalarını yarım bırakmasının arkasında çeşitli nedenler olduğu düşünülüyor. Sanat tarihçilerinin en önemli görüşlerinden biri; ünlü ressamların bizim olağanüstü bulduğumuz eserlerinin, onlar için sadece kafalarındakinin yetersiz bir yansıması olduğudur [12].
"Yetenekle istenen, dehayla ise mümkün olan yapılır.” - Andre Gide
Vasari de şöyle açıklamış durumu: “Açıkçası, Leonardo’nun bu kadar işe başlayıp sona erdirmemesi derin resim bilgisi yüzündendi; çünkü ellerinin, bu eller ne kadar maharetli olursa olsun, hayal gücünün yüce ve harikulade düşüncelerini asla mükemmel bir biçimde dile getiremeyeceğine inanmıştı. İşin aslı Leonardo’nun derin ve kavrayışlı zihninin başlı başına bir engel teşkil edecek kadar hırslı olmasıydı kuşkusuz. Onun işleri bitirememesinin nedeni mükemmelliğe mükemmellik, kusursuzluğa kusursuzluk ekleme çabasıydı. Petrarca’nın dediği gibi arzu mükemmelliğe üstün gelir. [11]”
Benzer şekilde Leonardo’nun dönemdaşı hicivci Pietro Aretino şöyle demiştir: “Leonardo’nun zayıf tarafı hiçbir zaman yapmış olduklarıyla tatmin olmayacak kadar üstün bir dahi olmasıdır.” [7]
Bir diğer görüş ise oldukça ilgi çekici: Leonardo’nun zihni karmakarışıktı belki de odaklanma sorunu yaşıyordu. Hem yaratıcılığını tetikleyen hem de dikkatini dağıtan aşırı bir merakı vardı. King’s College London’dan bazı araştırmacılar Leonardo’da dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olduğuna işaret eden çok fazla belirti olduğunu öne sürmekte. Brain dergisinde yayınlanan araştırmada yazarlar Leonardo’nun bu enerjik, yaratıcı ve huzursuz, ele avuca sığmayan halinin DEHB’den kaynaklandığını ve aynı anda çok fazla alanda çalışıp çoğunda istediği başarıyı sağlayamadan yarıda bırakmasının sebebinin de DEHB olduğunu iddia ediyorlar. Ayrıca sadece aynadan okunabilen yazılar yazması disleksisi olduğunu düşündürmüştür. Disleksik sanat öğrencilerinin, disleksik olmayanlara göre 3 boyutlu zihinsel görselleştirmelerde daha başarılı oldukları da bilinmektedir. Bununla DEHB sıklıkla çocukluk döneminde ortaya çıkar ve Leonardo’nun zor bir çocukluk geçirdiği de bilinmektedir.
Her ne kadar ölümünden 500 yıl sonra bu tanıyı koymak imkansız olsa da tarihsel kayıtlar onun projelerini düşünürken ve aklında şekillendirirken çok zaman harcadığını ancak bitirmek için yeterli azmi gösteremediğini doğruluyor. [13,14]
Büyük dahi, 67 yaşında hayatının son yıllarını geçirdiği Fransa’da hayata gözlerini yumdu. Fransa kralı ile iyi bir dostluğu olduğu bilinen dahinin kralın kollarında son nefesini verdiği rivayet edilir. Vasari’nin kitabına göre ölmeden önce son sözleri şunlar olmuştur: “Sanatımı gerektiği gibi icra etmeyerek tanrıyı ve insanlığı gücendirdim." [11]
Tüm bunlara rağmen inkar edilemez bir şekilde, Leonardo, herhangi bir insanın yaşamı boyunca hayal edebileceğinden daha fazlasını başardı. Sanatını daha tutarlı bir şekilde uygulasaydı sezgilerini ve keşiflerini etkili bir şekilde yaymayı başarsaydı çalışmalarının tarihte nasıl etkileri olurdu kim bilir… [14]
Kaynaklar:
- https://tr.wikipedia.org/wiki/Leonardo_da_Vinci
- https://www.weinerelementary.org/da-vinci-and-drawing.html
- https://www.bbc.com/turkce/amp/haberler-dunya-48095649
- https://paratic.com/leonardo-da-vinci-kimdir/
- https://www.fikriyat.com/galeri/tarih/leonardo-da-vincinin-tarihe-gecen-icatlari/15
- Umberto Arte, Umberto Arte ile Sanat, (İstanbul: Destek Yayınları, 2019) sy: 39-40
- George Sarton (çeviri: Prof. Dr. Yavuz Unat), Leonardo Da Vinci, Bilim ve Ütopya, sayı: 273, sy: 13-26
- https://www.evrensel.net/haber/391463/leonardo-da-vincinin-sirlar-atlasinda-neler-vardi
- https://www.bbc.com/turkce/amp/haberler-dunya-48095649
- https://www.boyutstore.com/son-yemek-tablosu-leonardo-da-vinci
- Giorgio Vasari, Sanatçıların Hayat Hikayeleri, (İstanbul, Sel Yayıncılık, 2013) sy: 219-233
- https://gaiadergi.com/bir-freud-analizi-leonardo-da-vincinin-bitmemis-eserleri/amp/
- https://www.kcl.ac.uk/news/did-leonardo-da-vinci-have-adhd
- Marco Catani, Paolo Mazzarello, Grey Matter Leonardo da Vinci: a genius driven to distraction, Brain, Volume 142, Issue 6, June 2019, Pages 1842–1846 (https://academic.oup.com/brain/article/142/6/1842/5492606)