Karikatür sever misiniz? Ben bundan iki yıl öncesine kadar karikatürlerden bir şey anlamazdım. O baloncukların hangisini önce okumalıyım bilmez, özellikle yapılan yazım hatalarına sinirli sinirli söylenirken anlatılan olayı kaçırır, anlamsızca bakardım sayfalara. Ta ki Cem Güventürk ile tanışana kadar.
Kafa Dergisi’nde yaklaşık dört yıldır karikatür çizen Cem Güventürk, bana karikatürü sevdirdi. Karikatürlerinde kullandığı kocaman kulaklı, ufacık kafalı, herhangi bir kimseyi andırmayan ama bir o kadar da herkes olan bu karakter ilgimi çekmişti. Bu karakterin adı yok sanırım. Öyleyse ben adını ‘Rıfkı’ koymak istiyorum. İçimden öyle geldi...
Peki Rıfkı’yı insanlar neden bu kadar sevdi? Rıfkı günümüz teknolojisinin etkisiyle hepimizin o büründüğü sahte rollerin farkında olan bir birey. Mesela her sabah kalkınca bir maske seçiyor suratına ya da Instagram’a fotoğraf atarken en iyi halini atmaya çalışıyor çünkü biliyor ki toplum bunu istiyor ve yapmazsa dışlanacak. Rıfkı yalnız, çok yalnız. Aynı bizim gibi. Herkesin istediği gibi yaşayan ama sorgulayan, sorguladıkça mutsuz olan, mutsuz oldukça daha da düşünen, düşündükçe kafasında kalabalıklar susmayan ve bedenine hapsolan bir birey. Rıfkı aşık olmaktan korkan biri çünkü sevdiği insanlar onu hep terk etmiş, üzmüş ve hayal kırıklığına uğratmış. Kendinden farklı olan insanlara aşık olmuş ve olursuzluğun acısını çekmiş biri. Aynı bizim gibi. Bu öğrenilmişliklerle aşık olmaya korkan, yalnızlığıyla yaşayan ve hüznüyle boğulan biri. Rıfkı günümüz trendlerini sırf diğerleri onu görmesin, kabul görsün diye giyen, takan, izleyen biri. Burada da aynı Tezer gibi. O insanların sosyal medyada göründükleri gibi olmadıklarını, her şeylerinin bu kadar mükemmel olmadığını bildiği halde gene de içine kurt düşürüp üzülen, kendi içine kapanan biri. Rıfkı biziz, o yüzden Rıfkı’yı seviyoruz. Rıfkı bizi ertelediğimiz o benliğimizle yüzleştiriyor. Hem de yalın bir dil ve harika renkler eşliğinde...
Cem Güventürk 'ün Karikatür Kitapları
Karakterin yaratıcısı Cem Güventürk Uykusuz’da da çiziyor. Bugüne kadar üç karikatür kitabı yazmış. Cem Güventürk’ün bir söyleşisine gitmiştim. Kendisini anlatmıştı. O ilk karikatürünün yayınladığı gün Fenerbahçe-Chelsea maçı kutlamasına denk geldiği için kalabalıkla birlikte kendi zaferini kutladığını, daha sonra “normal” bir işe girip hayalleri için o işten ayrıldığını anlatmıştı. Aslında yarattığı karakter, Cem Güventürk’ün o işe gittiği günlerdeki haliydi. Hayatını sadece yaşayan, hangi saatlerde çalışıp hangi saatlerde yemek yiyeceğini söyleyen sistemde çürümüş ufak bir ruhtu. Dayatılmış düzenin içinde arta kalan zamanlarda sosyal medyaya fotoğraf atabilmek için uğraşan insanlardandı. Peki sonra ne mi oldu? O çürümüşlükten beslenip çizgilere, renklere döktüğü o karikatürler bizi gülümsetti, düşündürdü. Farkına vardık ki her birimiz o kadar aynı hayatları yaşıyor, aynı sıkıntılarla boğuşuyoruz ki. Bu aynılığımızın farkına da yine sanatla varıyor, yalnız hissetmiyoruz.
“Sanki Sen Aynı Ben” ve “Çünkü Bir Anlamı Vardır” kitaplarını okudum ve çok beğendim. Kafa Dergisi’nde ise düzenli takip ediyorum. Hayatınızı sorgulatan ama aynı zamanda yüzünüzde gülümseme bırakacak birkaç karikatür arıyorsanız tam size göre. Bu arada Cem Güventürk’ün yeni kitabı "Öyküler" çıktı. Heyecanla okumayı bekliyorum.
Diğer yazılarımızı okumak için anasayfamızı ziyaret etmeyi unutmayın