Fransa’da 17. yüzyılda Barok sanatın ışık-gölge zıtlığına dayanan içe dönük dramatik anlatımı, XIV. Louis’in (1643/1715) ölümünün ardından zaman içinde kaybolarak 18. yüzyılda, XV. Louis (1710/1744) dönemiyle yerini süslemeci bir üslup olan Rokoko’ya bırakmıştır.

Rokoko,18. yüzyıl aristokrasisinin zarif süsleme beğenisini temsil eden burjuva ve saraylılara hitap eden incelikli ve dekoratif bir sanat üslubudur. Çoğunlukla sarayın ve aristokrasinin gösterişli yaşam biçimini yansıtır.

Rokoko Nedir?

Barok sanatına tepki olarak doğan Rokoko üslubu, kilisenin koruyuculuğundan ve kuralcılığından ayrı olarak şekillenmiştir. Böylece resim sanatında ilk defa dine hizmet etmeyen yeni bir dönem başlamış, sanat kişilerin zevk ve beğenileriyle şekillenen ve mekanları süsleyen bir yapıya bürünmüştür.

Rokoko sözcük olarak Fransızca “Rocaille”den gelmektedir. Rocaille, çürük yapılı taşların harçla karıştırılmasıyla oluşturulan yapay kayalıklara verilen addır. Rokoko terimi ilk defa Geç Rönesans dönemi bahçe düzenlemelerinde, yapay mağaraların iç süslemelerinde, yol kaplamalarında; 18. yüzyılın kuyumculuk işlerinde, porselen biblolarda, heykel kaidelerinde vb. alanlarda uygulanan deniz kabuğu, çakıl taşı, bunların yanı sıra eğrelti otu, hurma dalı, mercan, tüy, girlant, fiyonk gibi daha çok doğaya ait formların stilizasyonunu anlatmak amacıyla kullanılmıştır. Rokoko teriminin ayrıca XV. Louis döneminin beğenisini tanımlamak için sanatçıların ürettiği bir argo sözcük olduğu da öne sürülmüştür. Bu terim 1836'da sözlüklere girmiş, sanat tarihi alanındaysa 19. yüzyılın ortalarında ilk kez Almanya’da kullanılmıştır.

Dekorasyon Sanatı 'Rokoko'

Rokoko genel hatlarıyla dekoratif, süslemeci bir üsluptur. Resim, heykel, mimari, mobilya, giyim, makyaj, süsleme ve benzeri pek çok alanda kendisini göstermiştir. Temel prensip olarak hiçbir yüzeyi olduğu gibi bırakmak istemeyen bir sanat anlayışıdır. Bu sebeple Rokoko’ya dekorasyon sanatı da denilebilmektedir.

İçerisinde tinsellik kaygıları taşımayan bir beğeni üslubudur. İzleyicide hoşa giden duygular uyanmasına aracı olmakta ve yaşamın kolay, hoş taraflarını gözler önüne sermektedir. Bu nedenle döneminin asillerinin eğlence, aşk, gösteriş, yaşamın gündeliği, arzular gibi unsurlar Rokoko'nun konuları ve ayrıca üslubun çizgilerinin belirleyici olmuştur.

Tüm farklı görüşlerin bulunduğu Avrupa’da, 18. yüzyılda da birçok karşıt görüş çarpışmaktaydı. Nitekim ortaya çıkan siyasal, ekonomik, sosyal ve teolojik tartışmalar gündemde geniş yer kaplamıştır. Öyle ki gittikçe bozulan atmosferde saray açık hava eğlencelerine daha çok yönelmiş, sorunları halkın gözünden uzaklaştırmak için dedikodulu mesire yayılmıştır.

Fransa’da Diderot’un “insanların düşünme biçimini değiştirmeyi” hedeflediği ve Fransız Devrimi’ne de etki eden eseri “L’Encylopédie” dönemin önemli gelişmelerinden biridir. Eserinde aydınlanmanın ideallerini özetlemiş, yazarın aydınlanma fikirleri siyasal, sosyal ve teoloji dışında sanatı da çeşitli şekillerde etkilemiştir. Örneğin, ressamların bilimsel konulara ilgi duymasına yardımcı olarak aynı zamanda klasik antik çağa olan ilgiyi de arttırmışlardır.

Daha genel olarak Aydınlanmanın laik bakış açısı, sanatta dini konuların uzun süredir hakimiyetinden uzaklaşılmasına vesile olmuştur. Bu nedenle Rokoko ressamları ilham almak için İncil’den çok aşk ve günlük hayat hikayelerine yönelmiştir.

Sanatın Destekçisi Burjuva

Sanatı destekleyen kurumun kilise değil saray ve burjuva sınıfı olması ve Paris’teki siyasal ve ekonomik yapının bozulmasına sebep olacak dönemin sosyal yaşam biçimi, hem güzellik anlayışını hem de sanatın sınırlarını belirlemiştir. Bu dönemin algısı sanatı modanın bir parçası haline getirmiştir. Bu durum bazı sanat tarihçilerine göre sanatın çöküşü olarak adlandırılmıştır.

Sanatın burjuva sınıfının etrafında şekillenmesinde merkezin, Versailles Sarayı’ndan tekrardan Paris’e taşınmasının etkisi vardır. Bu hareketlenme Paris’i canlandırmış, buraya yerleşen burjuva ve saraylıların talepleri doğrultusunda, kralın emrinden burjuvanın emrine yönelen bir sanat akımı ortaya çıkmıştır. Yön değiştiren bu güç sanatın dışında da etkisini göstermiştir.

Rokoko döneminde etkisi olan bu sosyete unsuru, sanat tarihçisi Hildebrant’ın da dikkatini çekmiştir ve “XIV. Louis döneminde çağ erkekçe ve kahramanca idi. Rokoko’da ise kadınca bir ifade dikkat çekiyor. Fransız İhtilali’nden sonra Napolyon döneminde ise yine erkekçe ve kahramanca bir ifade dikkat çekiyor” şeklinde yorumlamıştır.

1720-50 yılları arasında kadınlar her şeye hakim olmuşlardır. XV. Louis’in sarayında, asiller arasında metres tutmak moda haline gelmiş ve bu metresler her şeye hakim olmaya çalışmıştır. Dönemin ahlakçıları bu ahlaki çöküntüyü ve çapkınlıkları şiddetle yermişlerdir.

Rokoko Resim Sanatı

Rokoko resmi, Barok’un ağır, kitleli, dev resimlerine karşılık; dalgalı, neşeli ve küçük figürlerle ilgilidir. Artık, Barok’un muhteşem salonlarındaki büyük balolar değil, özel hayatın, kırlardaki baş başa aşkla ilgili anlar tercih ediliyordu. Burada, Barok’un saray ihtişamından, kırın yalnızlığına dönüşte, XIV. Louis’in ölümüyle devleti idare eden Regent Philipp d’Orleans’ın saraya aşk hayatını sokmasının büyük rolü vardır.

Rokoko Resim Üslubunun Özellikleri

  • 17. yüzyıl, XIV. Louis dönemindeki gibi ideal ortak güzele değil, gözleme dayanan kişi özelliklerine önem verilmiştir.
  • Rokoko devri, fizyonomiyle ilgili olarak pastel boya tekniğini keşfetmiştir. Pastelin pudra gibi hafif uçucu etkisi, zarif kadın ifadeleri için çok uygun düşmüştür.
  • Zerafet, bayramlar, aşk, erotizm, eğlence hayatı konuları işlenmiştir. Ayrıca bu dönem eserleri arasında günlük yaşam sahnelerini anlatan konuların yanı sıra dönemin güzellik anlayışını açıklayan ve hoş duygular uyandıran manzaralar da dikkat çekmektedir.
  • Gerçekte var olmayan şehir görünümleri ya da gerçek mekanlarla hayali mekanların birleştirildiği kurgusal şehir manzaralarını tanımlayan “capricco” ve gerçeğe bağlı kalarak betimlenmiş kent görünümler olan “veduta”lar da konu alınmıştır. Daha çok İtalyan ve İngiliz ressamlar tarafından geliştirilmiştir.
  • Canlı ve ışıldayan renkler kullanılmıştır; fırça darbeleri yumuşatılmıştır.
  • Rokoko formu çizgiyle değil, renklerin etkisi ile oluşturulmuştur.
  • Renkler yumuşak fırça darbeleri ile tuvale aktarılmıştır. Bu serbest boya sürüşü, resimde “el yazısı” olarak anılmaya başlamıştır.
  • Sosyetenin sanata olan etkisi resimde yalnızca konu ve içeriği değil aynı zamanda teknik ve estetik duruşu da bu beğenilerle şekillendirmiştir. Gösterişli ve süslü izlenimler veren Rokoko dönemi resimlerinde, çoğunlukla asimetrik dengenin tercih edilmiş olması dikkat çekmektedir.
  • Asimetrik denge ve diyagonal yönler içerikteki hareketliliği, gösterişli izlenimleri daha da güçlendirmektedir.
  • Hafiflik duygusu veren zarif oldukça kıvrımlı açık form kullanımı, küçük fırça vuruşları, çoğunlukla hoşa giden duygular uyandıran sahneler ve konuyu daha da eğlenceli kılan renk ve ışık etkileriyle resimlerin genel yapısı belirlenmiştir.

Rokoko Dönemi Ressamları

  • Jean-Antoine Watteau (1684/1721)
  • Giovanni Battista Tiepolo (1696/1770)
  • François Boucher (1703/1770)
  • Jean-Baptiste-Siméon Chardin (1699/1779)
  • Joshua Rwynolds (1723/1792)
  • Jean-Honore Fragonard (1732/1806)
  • Thomas Gainsborough (1727/1788)
  • Elisabeth Vigée Le Brun (1755/1842)
  • William Hogarth (1697/1764)
  • Canaletto (1697/1768)

Açık Havada Eğlence-Jean Antoine Watteau

Eser, 1716 yılında resmedilmiş ve günlük yaşamdan bir konu seçilmiştir. Günümüzde Dresden Resim Galerisi’nde sergilenmektedir.

Watteau, eserinde kapalı kompozisyon düzenini kullanmıştır. Çoğunlukla yeşil tonlarının kullanıldığı resimde kahverengi ve tonları daha güçlü kullanılmış olsa da sarı, mavi, yeşil ve turuncu renkler de palete eklenerek genel ile uyum sağlamıştır. Sıcak renkler miktar olarak az olmalarına rağmen, soğuk renklere göre ışıklılık dereceleri daha yüksek olduğundan dengeyi sağlamaktadır. Watteau’nun gün ışığının nesneler üzerindeki yansımalarını kullanması peyzaj ve figürlerde görülen doğal izlenimlerin oluşmasında etkilidir. Küçük fırça darbeleri, hızlı çalışılmış izlenimi veren teknik ve lekeci yaklaşımı sanatçının açık form tercihini ve izlenimci tavrını göstermektedir. Dönemin belli bir zümresine ait olan sosyal yaşamın konu alındığı resimde sohbet eden, yürüyüş yapan, şarkı söyleyen, gitar çalan ve çiçek toplayan figürler, kompozisyona hareketli bir görünüm vermektedir.

Rokoko'nun Yansımaları

Charles Cressent, Komodin, 1730, Waddesdon Manor.

Zwiefalten Abbey, Rokoko oyma, alçı-fresko, 1739/1745.

Hôtel de Soubise Salonu, Paris, 1735 /1740, Germain Boffrand.

Osmanlı Resim Kültüründen Batı Usulü Ressamlığa yazımızı okumak için tıklayın.