2011 yılının mayıs ayında imzalanan ve 2014 yılında yürürlüğe giren ‘’Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ya da bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleme ve bununla mücadelede temel standartları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen uluslararası insan hakları sözleşmesidir.’’

Sözleşmenin maksatları da şu şekilde:

a) kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak;

 b) kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınları güçlendirmek de dahil olmak üzere, kadınlarla erkekler arasında önemli ölçüde eşitliği yaygınlaştırmak;

 c) kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin tüm mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlamak;

 d) kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti ortadan kaldırma amacıyla uluslararası işbirliğini yaygınlaştırmak;

 e) Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin ortadan kaldırılması için bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi maksadıyla kuruluşların ve kolluk kuvvetleri birimlerinin birbiriyle etkili bir biçimde işbirliği yapmalarına destek ve yardım sağlamak.

   Günümüzde insanca yaşamanın ne demek olduğunu bilmeyen biz kadınların sizlere her gün şiddet, psikolojik baskı, taciz, tecavüz haberleri gelirken bu sözleşme çarpıtıcı, yanıltıcı iddialarla gündemden düşmüyor. Kamuoyunu yanlış bilgilendirenler ve düşünmeden her şeyi kabul eden kesim, bu sözleşmenin kaldırılmasını istiyor. İşte gündemden düşmemesine neden olan birtakım iddialar şöyle:

-Geleneksel Türk aile yapısını bozuyor.

-LGBT+ birey olmaya özendiriyor.

-Boşanma oranları artıyor, evlilik oranları düşüyor.

-Sözleşme aslında kadınları korumuyor.

-Bu sözleşme Türkiye'yi denetlemeye açık konuma getirebilmek için 'dış güçler' tarafından hazırlanmıştır.

-Kadının beyanı esastır denilerek erkekleri mağdur ediyor.

-Geleneksel Türk aile yapısı kadının ev işleriyle meşgul ve çocuk bakmakla sorumlu olduğu, erkeğin evi geçindirmek için çalıştığı bir yapıdır. Kadın, aile içinde baskıya veya şiddete maruz kaldığında çaresizlikten sustuğu ve ‘baba evine’ söyleyince yuvası yıkılmasın diye acıya mahkum edildiği bir konumdadır. Sözleşme, kadını çalışma hayatına teşvik eder ve ekonomik bağımsızlığını elde eden kadın çaresizlikten susmak, boyun eğmek zorunda kalmaz. Sosyal hayatta kendine yer edinir. Ufkunu genişletir. Kocası tarafından ilerleyen süreçlerde ölümle burun buruna getirilen kadın, sözleşme sayesinde hayatına kavuşur. Boşanma oranı da bu yüzden artar. Daha sağlıklı  'aile' yapısının oluşması için sözleşme şarttır.

- LGBTİ+lı birey olmaya özendiriyor iddiasının oluşmasına sebep olan madde şöyle: Taraflar bu sözleşme hükümlerinin özellikle de mağdurların haklarını korumaya yönelik tedbirlerin cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş, ulusal veya sosyal köken, bir ulusal azınlıkla bağlantılı olma, mülk, doğum, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği, sağlık durumu, engellilik, medeni hal, göçmen veya mülteci statüsü veya başka bir statü gibi herhangi bir temele dayalı olarak ayrımcılık yapılmaksızın uygulanmasını temin edeceklerdir.

Her insan özgürdür. Cinsel yönelimi kendisinden başka kimseyi ilgilendirmez. LGBT+ bireyler vardır ve onların hakları insan haklarıdır. Bahsi geçen maddeden böyle bir iddianın çıkması 21. yüzyıla yakışmayacak nitelikte bir durumdur.

- Bu sözleşme Türkiye’yi denetlemeye açık konuma getirmek için dış güçler tarafından hazırlanmıştır iddiası : Dünyanın her yerinde artık kadın ve erkek eşit konuma gelmelidir. Bu yüzden uluslararası bir sözleşmedir. Ayrıca, '' Sözleşmeyi imzalayıp onaylayan ilk ülke olan Türkiye, sözleşme metninin hazırlanmasında ve 11 Mayıs 2011’de imzaya açılmasında etkin rol oynadı. Sözleşmenin imzalandığı dönemde Avrupa Konseyi’nde Türkiye’den iki isim vardı. Avrupa Konseyi Dönem Başkanlığını Ahmet Davutoğlu üstlenirken, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanlığına ise dönemin AK Parti milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu seçildi. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin Kadın ve Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanlığında Gülsün Bilgehan yer alırken, sözleşmeyi kaleme alan sekiz kişilik komitede de Türk akademisyen Feride Acar vardı. Sözleşme 24 Kasım 2011’de TBMM’de oybirliği ile kabul edildi ve Türkiye, İstanbul Sözleşmesi'ni onaylayan ilk ülke oldu.''

-Erkeğin mağdur olduğu iddiası: Erkekleri mağdur edecek bir durum söz konusu değildir çünkü kadının beyanı, soruşturma açılması için esastır. Hiçbir şeye bakılmaksızın erkek ceza almaz.

       Gelelim 6284'e. Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, kadınların güvencesi olarak da adlandırılabilir. İstanbul Sözleşmesi’nin bir ürünü olan 6284, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması amacıyla çıkarılmıştır.

İstanbul Sözleşmesi tam metin: https://rm.coe.int/1680462545

Kaynakça:

https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0stanbul_S%C3%B6zle%C5%9Fmesi

https://teyit.org/istanbul-sozlesmesi-hakkindaki-dogrular-yanlislar

https://www.haberturk.com/istanbul-sozlesmesi-pdf-tam-metni-istanbul-sozlesmesi-nedir-2757358

https://ekmekvegul.net/haklarimiz-var/istanbul-sozlesmesi-ve-6284-sayili-yasa-kadinlar-icin-ne-anlama-gelir

https://tr.wikipedia.org/wiki/Ailenin_Korunmas%C4%B1_ve_Kad%C4%B1na_Kar%C5%9F%C4%B1_%C5%9Eiddetin_%C3%96nlenmesine_Dair_Kanun#Ayr%C4%B1ca_bak%C4%B1n%C4%B1z