Anlatılagelen mitler dinlendiğinde içlerinde bulunan kadın karakterlerin bir felaketin bekçisi olduğu fikri bizi bir şimşeğin çakması gibi sersemletir. Özellikle günümüze kadar sistemli ve detaylı bir şekilde ulaşmış olan Yunan mitleri incelendiğinde kadınların kötülük getiren, onu doğuran ve büyüten varlıklar olarak vücut bulduğunu görürüz. Gerçekten de kadınların felaket doğurdukları doğrudur, bunlar da bu mitlerde geçen erkeklerdir. Ancak erkek ayrıcalıklı bu anlatılar, her şekilde erkeği haklı görürken, kendi yolunu çizmek isteyen, ayak uydurmayan, ona söylenenin dışında hareket eden kadınları suçlu olarak resmetmeye devam etmişlerdir. Neyse ki özellikle son yüzyılda tekrar okumaları ve üzerine yazmalar yapılan bu kadın karakterlerin üzerine atılan lekeler temizlenmeye çalışılmaktadır.

Bu karakterlerin en meşhur olanlarından biri de "evlat ve kardeş katili" olarak bilinen cadı Medea'dır. Medea güneş soylu bir cadıdır, Helios’un torunu, Kolkhis soylusu Kirke’nin yeğeni, Lazların kralı Aietes’in kızıdır. Karadeniz’de kendisine yapılan tapınımlara dair işaretler bulunmuştur, kimi zaman Hekate kızı olarak da kayıtlara geçmektedir.

Medea, babası tarafından gelen büyücülük ile ilaç ve zehir yapımı gibi günümüzde ‘kocakarı ilacı’ diye aşağılanan bitkilerin alimidir.

Bir Yunan kahramanı olan Iason, hak ettiği tahta oturmak için kendisine verilen bir dizi görevden birini gerçekleştirmek adına gelir Lazların ülkesine. Kral Aietes’e ait olan altın postu ülkesine götürmesi gerekmektedir. Ancak Aietes'in kendisine verdiği görevler tek başına üstesinden gelebileceği şeyler değildir. Bu nedenle Afrodit ve Eros tarafından efsunlanan Medea, gözünü kör eden bir aşk ve bağlılıkla ondan sadece sadakat sözü alarak bu genç adama babasının verdiği görevleri yerine getirirken yardımcı olur. En sonunda da altın postu alarak Kolkhis'ten kaçarlar. Bu kaçış öyküsünde Medea'ya ilk karalama gelir; babasına ihanet eden bu cadı kadın aynı zamanda erkek kardeşinin de ölümüne sebep olur. Kimi anlatılarda Absyrtos'u Iason'un sırtından hançerlediği söylense de bu Yunanlar için doğulu sayılan yabancı kadını aşağılamak ve kendi kahramanlarını aklamak adına onun kardeşini parçaladığını ve babasının peşlerinden gelen gemisini yavaşlatmak adına bu parçaları denize attığı söylenir. Böylece kral, oğlunun parçalarını toplamak uğruna altın postun peşini bırakır.

Bu kaçışın sonu bir sürgünde olan Kirke'ye çıkar. Yeğenini güneş soyundan gelen parlak gözlerinden tanıyan Kirke onları günahlarından arındırır, ardından gemi tekrar yola çıkıp Iason’un vatanına ulaşır. Medea, burada şehre tek başına girip Iason’un tahtını elinde bulunduran Iolkos kralını öldürür ancak şehir meclisi onları sürgüne gönderir.  Bu sefer sürüldükleri Korinthos’ta Medea kralı zehirler ve böylece Iason başa geçip şehrin yöneticisi olur. Medea’nın işlediği bütün cinayetlerin temelinde Iason’un şan ve şöhret istenci yatmaktadır. Aradan geçen on yıl ve on dört çocuğun ardından Iason, Prenses Glauke’yle evlenmek istediğini, Medea’ya zor şartlar altında verdiği sözlerin geçerli olmadığını söyler. Bunun üzerine Medea kendisini resmen maşa olarak kullanan bu erkekten ve çevresindeki insanlardan intikam almak adına düğün gecesi bir katliam yaratır; geline bakanların hayran kaldığı ama içi zehirle yıkanmış bir kaftan hediye eder, gelin bu giysiyi giydiği gibi yanarak, acı çekerek ölür. Düğündeki neredeyse herkes -Iason hariç- hayatını kaybeder. Ve Medea’ya yine bir erkek katili damgası vurulan hikâyenin meşhur kısmı gelir; kimilerine göre intikamını taçlandırmak için kimilerine göre de babalarının hışmından onları korumak için iki oğlunu öldürür kadın. Iason’un Medea’yı son görüşü ise bulutlar arasında yok oluşu olur. Ki bu olaydan sonra Medea’ya verdiği sözden dönen Iason tanrılar tarafından lanetlenir ve şan şöhretini kaybeder. Buna dayanamayarak kendini meşhur gemisi Argo’nun direğine asarak öldürmeye kalkar ancak direk Iason’un üstüne devrilerek onu öldürür. Sözünü tutmayan Iason’un sonu da böyle trajik biter.

Ki başka anlatılarda da Medea’nın düğün gecesi yaptığı kıyım yüzünden Korinthlilerin onun çocuklarını öldürdüğü söylenir. Hatta Medea’nın oğlu Medus ile kaçarak ileride Med İmparatorluğu diye anılan imparatorluğu kurduğu da söylenceler arasındadır.

Sonuç olarak; bir Yunan anlatısı olarak günümüze kadar gelen Medea’nın seçimleri, hareketleri incelendiğinde tanrılar ve erkekler tarafından manipüle edilmiş ve suçları üstüne atılmış güçlü bir kadın karakter olduğu görülmektedir. Bir Amazon, bir kadın ve yabancı olarak görülen, aşağılanan ve Antik Yunan toplumundaki kadın figürüyle bağdaşmayan bir yapısı olduğu için erkekler tarafından öcü gibi görülen bu kadın, günümüzde kadınlığın gücünün, anaerkilliğin ve yine ataerki tarafından aşağılanan şifacılığın sembolüdür.

Kaynaklar

Ovidius - Dönüşümler

Azra Erhat - Mitoloji Sözlüğü