Geceye bir kitapla başlamalıydım. Derin bir nefesle aldım elime: “Aramızdaki Şey- Tomris Uyar”. Daha önce Tomris Uyar okumamıştım, okuyacağım ilk kitabı olacaktı. Bir nefeste bitiririm diye düşündüğüm o incecik kitap, duraksayıp cümlelerin derinliğini hissettikçe bitmedi. İyi ki bitmedi. Kırmızı rengi üzerinden oluşturulan temada birbirinden uzak onlarca insan vardı. Birbirlerini tanımayan, anlamayan ve habersizce yaşayan... Bu kişiler bazen ilişki içerisindeydi bazen de önyargı duvarlarının arkasındaydı. Sabah olduğunda kitabın son sayfasına gelmiştim. Beni bu denli etkileyen kadın, Tomris Uyar kimdi?
Yazar ve çevirmen olarak nitelendirilen Tomris Uyar, gazetecilik enstitüsünü bitirdi. Cemal Süreya ve Ülkü Tamer’le birlikte Papirüs dergisini kurdu. Deneme, eleştiri ve kitap tanıtım yazıları çeşitli dergilerde yayımlandı. Hukukçu ama edebiyata düşkün olan bir ailede büyüyen Tomris, edebiyatla çok küçük yaşta tanıştı. İlk öykülerini ise üniversitede yazdı.
Okul gazetesinde yazarken Ülkü Tamer’le tanıştı. 1963 yılında evlendiler. Ülkü Tamer, onun hem aşkı hem öğretmeniydi. Hayatı boyunca yazı yazmak isteyen Tomris, evlilikleri boyunca yazarlık yolculuğunda uzun bir yol katetti. Her şey yolunda giderken birden evlilikleri son buldu. Birkaç aylık bebekleri Ekin, anne sütüyle boğulmuştu. Bu süreç onları derinden etkilemiş, birbirlerinden uzaklaşmışlardı. Tomris Uyar depresyona girmişti. Bir annenin kendi sütünden dolayı bebeğini kaybetmesi çok zor olmalı.
Depresyon sürecindeyken evden çıkarıyorlardı onu. O günlerden birinde Cemal Süreya ile tanıştı. İkisi de evliydi ancak aşk bu, alevlenmişti. İkisi de evliliklerine son verince eve çıktılar beraber. Üç yıl boyunca beraberdiler. Cemal Süreya’nın ilham kaynağıydı Tomris Uyar. Bu üç yıl içinde yazdı Cemal Süreya en tutkulu şiirlerini. İlişkileri çalkantılıydı, Tomris’e asla tamamen sahip olamayacaktı Cemal Süreya. Terk etti biricik aşkını ve o üç yıla dair bir kelime ne yazdı ne söyledi. Cemal Süreya’nın o büyük aşkını Tomris Uyar’ın anlattığı şu olayla daha iyi anlıyoruz:
"Evine bağlı, evinde olmayı seven bir adam -akşamları eve biraz geç gel yahu, bir erkek hiç dolaşmaz mı- dedim. ertesi gün altıyı çeyrek geçe geldi, sonraki gün altı buçuk. normalde altıda gelirdi. bir gün toz aldım, bezi silkelemek için pencereden eğildim ki kapının önünde oturmuş saatin dolmasını bekliyor"
1969 yılında Turgut Uyar’la evlendi. İlişkilerinin uyumsuzluğunu, “Turgut, her an elinden kaçıracakmış gibi gereksiz bir kaygıyla yıpranacak; ben de hiçbir rekabetin söz konusu olmadığı bir alanda, boyuna birinci seçilmekten yorulacaktım.” sözleriyle ifade etmişti. Turgut Uyar şiiriyle mutluyken, Tomris Uyar hayatla mutluydu. Aşkları onları bir arada tutmuştu. On sekiz yıl evli kaldılar. Bu evlilikten Hayri Turgut Uyar adında bir oğulları oldu.
Hayri Turgut Uyar, annesi ve babası öldükten sonra evde aşk mektupları bulduğunu ve özel olduklarını anladıktan sonra yırtıp attığını söylemiş bir röportajında. Okunmasının doğru olmadığını düşünmüş. O mektuplarda neler gizliydi kim bilir?
Tomris Uyar 2003 yılında hayata gözlerini yumdu. Ardında birçok kıymetli eser bıraktı. Yazmaya olan tutkusu, yaşama duyduğu aşkla dolu dolu bir kadındı. Bir şey daha belirtmek isterim. Her doğum gününde Edip Cansever ona olan gizli aşkı için bir şiir yayımlamış. Nasıl bir kadındın sen ah Tomris?