Evdeki Cinayet Tablo İncelemesi
Resme ilk baktığımızda yerde yatan ve başında kan olan ölmüş bir kadını görüyoruz. Kadının arkasındaki kapıda ve yerde kan izi var. Resmin sağ tarafında kırık bir cam, sol tarafında ise biri küçük çocuk olmak üzere yerde yatan kadını izleyen 10 kişi var. Bu kişilerin soldan başlayarak yüz ifadelerine bakacak olursak, üzerinde kahverengi bir şal bulunan kadının yüz ifadesi oldukça tepkisiz. Yanındaki pembe gömlekli adam ise oldukça meraklı bir halde, karşısında konuşan anlatan adamı dinliyor. Çocukta dahil olmak üzere resimdeki figürlerin yüzlerinde çoğunlukla merak ifadesi var. Herhangi bir üzgünlük, endişe ya da korku yok. Kişilerin kıyafetlerinden de anlaşılacağı üzere olayın fakir bir mahallede yaşanmış. Figürlerin üzerlerindeki kıyafetler şık ve yeni olmaktan uzak, eskimiş kıyafetler. Hararetle bir şeyler anlatan adamın bir elinin yerde yatan kadını göstermesinden, olaya ilişkin konuştuğunu söylemek mümkün. Anlaşılan o ki, herkes katilin kim olduğuna ve olayın nasıl olduğuna dair bir merak içerisinde. Kadının ölümü için bir üzüntü, hüzün söz konusu değil. Figürlerin yüzlerinde herhangi bir acı olmadığı gibi normalleşmiş bir olayı izleme ve kanıksama havası hakim. Dolayısıyla tablonun net olarak anlattığı şey, bu tarz olaylarla ilk kez karşılaşmadıkları ve yaşananlara alışık olduklarıdır. Özellikle çocuk figürünün endişeli ve korkmuş olmaktan uzak bir şekilde kadını dikkatle incelemesi, onun için çok da şaşırılacak bir şey ifade etmiyor gibi gözüküyor.
Tablonun "Ana Karakteri"nin Pozisyon Tahlili
Yerde yatan kadının vücut pozisyonundan dolayı evde yaşanan bir arbededen kaçtığını düşünebiliriz. Ayaklarının çıplak olması ve vücudunun yüz üstü yatar halde olması bunu kanıtlar nitelikte. Kadının sol dirseğinin üzerindeki morlukta şiddete maruz kaldığının bir göstergesi. Dolayısıyla intihar etmiş olma olasılığı kadar intihar etmemiş olma olasılığı da var. Kadının arkasındaki kapının üzerindeki kan izleri, muhtemelen katile ait. Katil olay yerinden kaçarken kan izlerini bulaştırmış olabilir. Bunun yanı sıra kadın, üst kattan aşağı da atılmış olabilir. Düşüş pozisyonu bu seçeneğe de uygun. Son tahlilde kesin olan şey, arbedenin evin içerisinde yaşandığı ve kadının evin önünde öldüğü. Yerde biriken kan da bunun bir diğer göstergesi.
Olayın resmedildiği yere bakacak olursak burası, Prag’daki bir Yahudi kasabasında, Spitalska caddesine açılan ve diğer tarafı çıkmaz bir sokak olan Rabinska sokağındaki bir avlu. O dönemde şehrin en tehlikeli sokakları buradaymış. Schikaneder’de 1870’li yıllarda bu bölgede yaşamış. Dolayısıyla tanıklık ettiği bir olayı resmetmiş olması muhtemel. Evdeki Cinayet tablosu, 19. yüzyılın son üçte birinin Çek sanatında, resimde hem realist hem de natüralist eğilimleri ifade etmek için nadir bir girişimi temsil etmektedir.
Günümüzden Bir Bakış
Bugünden tabloya bakacak ilk dikkat çeken nokta şüphesiz yerde ölü halde yatan kadın. Bu figür de doğal olarak akıllara toplumumuzdaki kadın cinayetlerini getiriyor. Resim 1890 tarihinde yapılmış fakat aradan geçen 131 yılda bazı şeylerin değişmediğini söylemek mümkün. Resmi gören neredeyse herkesin aklında katilin kim olduğu sorusu beliriyor. Sanatçının resimde vurgulamak istediği şeyin katilin kim olduğundan ziyade, öldürülmüş bir kadına toplumdaki –neredeyse- her bir ferdin aşağı yukarı benzer olan tavrını göstermek olduğunu düşünüyorum. Tablonun boyutunun 203x321 cm olması da resmin detaylıca incelenmesini ve dikkat çekmesini sağlama amacıdır diyebiliriz. Etraftaki insanlar, ağlayıp feryat etmek ya da kadının üzerini örtmek gibi yardım eden bir tavırda değil seyirci pozisyonunda resmedilmiş. Sanatçının resmiyle hedef aldığı kesim, tabloyu izleyen insanlar yani bizleriz. Burada toplumsal bir eleştiri olduğunu düşünüyorum. Bu resim, haberlerde sıkça duyduğum başlıkları hatırlatıyor bana, yüzyıl önce de benzer olaylara yine benzer tavır ve tutumlarla karşılık verildiğini gösteriyor. O dönem içerisinde, kadın cinayetlerinin ne kadar kanıksandığını ve sıradanlaştığını görüyoruz tablodaki figürlerin yüzlerinde. Kanıksanması ve sıradanlaşması için bir olayın birçok kez gerçekleşmiş olması gerek. Aynı günümüzdeki gibi. Tablonun bu anlamda güncelliğini koruduğunu düşünüyorum.
Özetle
Son tahlilde, tablo, toplumdaki kadına şiddet sorununa odaklanmakla birlikte aslında bir diğer yandan da “şiddete maruz kalan ve şiddeti uygulayan” çerçevesinin dışında, olayı normalleştiren kesimi de eleştiriyor. Böylelikle, resim, günümüz toplumunun halini, yaşantısını ve tutumunu da kapsayan bir temsil olduğu için anlamlıdır.