Bu ay okuduğum kitaplar arasında neredeyse her cümlesinin altını çizdiğim kitap vardı; Kırık Kanatlar.
Kırık Kanatlar Halil Cibran' ın kitapları arasında okuduğum ilk kitap oldu. Fakat şunu söylemem gerekiyor Halil Cibran' ı keşfetmekte çok geç kalmışım...
İş Bankası Kültür Yayınları' nın Modern Klasikler Dizisinin 118. kitabı olan Kırık Kanatlar karşımıza bir aşk hikayesi olarak çıksa da söylediği o kadar çok şey var ki...
Gelin birlikte derin anlamlar yüklü cümlelere bakalım.
Cahillik hiçliğin beşiği, hiçlik de kaygısızlığın yatağıdır...
Güzellik, sadece ruhlarımızın büyülenmek için algılayabileceği bir gizemdir; muhakememizi felce uğratır, altüst eder, çünkü muhakeme yoluyla güzelliğin gerçekliğini sözle ifade edemeyiz. Güzellik, bakan kişi ile bakılan kişi arasındaki bakışta saklı bir akıştır. Gerçek güzellik, yeryüzünün derinliklerinden gelen, çiçeğe rengini ve kokusunu veren hayat gibi ruhun en gizli yanlarından yayılan ve bedeni ışıtan bir pırıltıdır. Gerçek güzellik, bir erkekle bir kadın arasında o tutkuyu yarata ve onu bütün diğer tutkuların üzerine çıkaran dolaysız ve eksiksiz bir uyumdur aynı zamanda, aşk adını verdiğimiz o ruhsal çekiciliktir.
Acılı bir ruh, yabancı bir diyarda yakınlarından biriyle karşılaşan bir yabancı gibi, kendine benzeyen, aynı duyarlığı paylaşan bir başkasıyla birleşince huzura kavuşur. Hüzün kalpleri sevinçten ve neşeden daha çok birleştirip yakınlaştırır. Aşk, gözyaşlarıyla yıkandığında, saftır, güzeldir ve sonsuzdur!
Bu dünyada güzel ya da büyük her şey, sadece insanın düşüncesinden ya da duygularından doğar.
Doğuda dini önderler kendi ihtişamlarıyla yetinmez, tüm aile fertlerini güçlendirmeye çalışırlar onlar da halk yığınlarını soyup soğana çevirerek kan kustururlar.
...Farkında olmada, boynunu kocasının hoyrat boyunduruğu altına koymak üzere baba evini terk eden, kaynana zulmü altında acı çekmek için annesinin şefkatli kollarından ayrılan Doğulu kadının simgesiydi.
Evlilik günümüzde gülünç ve üzücü bir ticarettir. Düzenlenmesi de, genç erkeklerle genç kızların babalarının elindedir. Yavuklular arada bir kazançlı çıkarlar, ama ana babalar her zaman kaybederler. Kızlar mal gibi bir evden öbürüne taşınırlar. Zamanla neşelerini yitirirler ve terk edilmiş eski bir mobilya gibi, barınaklarının karanlık bir köşesinde ömür tüketirler.
İnsanın dile getirebildiği en temiz, en duru sözcük ''anne'', en güzel sesleniş ''anneciğim'' dir.
Aşk Tanrı' nın soylu ve duyarlı yüreklere teslim ettiği değerli bir hazinedir.
İnsanın gece karanlığında gizlice yaptığı şey yine insan tarafından gün ışığına çıkarılmaya mahkumdur.