İbrahimî dinlerin ikincisi olarak da bilinen Hristiyanlığın kutsal kitabı olan İncil, içinde aslında geniş kapsamlı bir Yahudi tarihi de taşır. Peygamberler hayatı, onlarla bağlantılı hayatlar ve olaylar, tarihi gelişmeler, mucizelerin anlatıldığı bu kutsal kitapta aynı zamanda farklı açılardan incelenmesi mümkün olan birçok hikâye de mevcuttur. Bu yazı dizisinde isteğim sizlerle birlikte tarihi bir yolculuğa çıkarken aynı zamanda tüm dünyaya gönderilmiş olarak kabul görülen bir dinin kutsal kitabında aynı dünyanın yarısını oluşturan kadınların ne kadar yer aldığını, nasıl konumlarda bulunduklarını ve seslerinin ne kadar çıkıp çıkmadığını incelemektir.
Bilinir ki Mezopotamya Sami halkların yaşadığı, hüküm sürdüğü topraklar olagelmiştir. Bu Samilerin içinde Araplar, Süryaniler ve İbraniler gibi İbrahimî dinlerin temsilcileri de bulunur. Ki İbrahimî dinler de Samiler yoluyla ortaya çıkan dinlerdir demek bu sebeple mümkündür. Birbiriyle bağlantılı olan bu toplulukların gerek coğrafi gerekse kan bağıyla yakınlıkları olsun, birbirlerine kültürel anlamda da birçok açıdan benzediklerini söylemek mümkündür.
Bu dizinin ana ögesi olan İncil’de de gözlemleyebileceğiniz üzere Sami topluluklarda kadın sessiz bir varlık olarak karşımıza çıkmaktadır. Öyle ki adı bile olmayan bu kadınlar bu kutsal metinde sık sık bir erkeğin kızı, annesi, kız kardeşi ya da eşi olmakla görünürlük kazanırlar. Bunun dışında yer alan kadın karakterler de genellikle ders niteliğinde kıssalarda erkeklere akıl vermek için, hatta yer yer kadının var olduğundan emin oldukları kötücül doğasını sergilemek için bulunurlar. Ki bu dinlerin temeli incelendiğinde de kadından beklenen; babasına ve kocasına saygılı, sesini çıkarmayan silik bir hizmetçi olarak hayatına devam etmesidir. Kadın erkeğe yardımcı olmak, onun rahatını sağlamak ve işleri yoluna koyarken destek olmak için varmış gibi lanse edilir ancak sıra kadının isteklerine ya da aksiyon almasına geldiğinde bir çekince gözlemlenir. Kadın gizlenmesi gereken, erkeğin hüküm alanını tehdit etme amacıyla kullanılabilen, kabileler arası anlaşmalarda karşılıklı alınıp verilebilen bir nevi değiş tokuş araçları olarak karşımıza çıkarlar.
Elbette kadınlar sadece bir meta olarak var olmamıştır İncil’de. Ancak yapılan araştırmalar incelendiğinde İncil’de geçen 1700 spesifik addan -ki İncil’de 3500’e yakın isim geçmektedir- yalnızca 137 tanesi kadınlara aittir. Ki İncil’de konuşan kadın sayısı sadece 93 iken bunların da yalnızca 49 tanesinin adı bilinmektedir. İçinde bir milyondan fazla söz geçen İncil’in yalnızca on dört bin kelimesi kadınların dudaklarından çıkmıştır. Ki Hristiyan dünyası için en kutsal kadın olan Meryem Ana iki yüz kelime kadar bile konuşmamıştır bütün kitap boyunca. Bu, aslında kadınların erkekler tarafından kaleme alınan bir kitapta ne kadar bastırıldığının da bir göstergesidir. Dünyanın büyük bölümünün peşinden gittiği bir kutsal kitapta kadının ne adı ne de sesi vardır.
Ben de bu diziyi hazırlamak adına araştırma yaparken elde ettiğim 35 kadını -ki yalnızca İncil’den değil, apokrif metinlerden de faydalandım- altı başlık altında kategorize ettim. Bu benim için zorlayıcı oldu zira aslında metinde adı geçen kadınların birçoğunu tek başlık altında da toplamam mümkündü; mağdurlar. İncelemeyi okurken sizlerin de bu konuda kendi içinizde bir hesaplaşmada bulunmanızı isterim, kendinize sormanızı; bu kıssanın bize anlatmak istediği nedir? Bu kadınlar neden bu zorluklarla karşılaşmak zorunda kaldılar; zorla evlendirildiler, tecavüze uğradılar, çocukları ellerinden alındı, dışlandılar, suikastçı oldular? Kutsal bir metinde bile kendine bu şekilde yer bulan kadınlarımızın günümüz toplumunda da varlıklarının genellikle bunun dışına çıkmıyor olması bizlerin aslında ne kadar zaman geçerse geçsin bir arpa boyu yol alamadığımızı göstermez mi? Ataerkin etten kemikten o acımasız yumruğunu geçirdiği kadının boğazı binlerce yıldır sıkılmıyor mu? Kadınlar bu yumruğun, o yumruğu sallayan erkin ayakları altında ezilmiyor mu?
Elimden geldiğince tarafsız bir şekilde sunacağım bu dizide umarım siz de içinde bulunduğumuz vaziyet hakkında biraz da olsun empati kurabilirsiniz. Kendi adıma, iyi okumalar dilerim.