Kutsal kitap incelendiğinde bazı mucizelerde karşımıza kadın karakterler çıksa da bunlar genellikle edilgen tarafta bulunurlar. Nadir de olsa karşımıza çıkan baskın kadın karakterlerde ise bunun aslında dine uygun olmadığı, erkeğin idaresinin hayırlı olan olduğu düşüncesi bize empoze edilmeye çalışılır. Kadının yönetmeye ya da idareciliğe uygun olmadığı hatta bu idareyi kadına bıraktığı için erkeğin onurlandırılmayacağı bile söylenir ve bu bize kadın karakterin ağzından birebir aktarılır.

İnceleyeceğimiz üç kadın karakterden ilki olan Deborah, İsrail’in kadın peygamberlerinden biri ve yargıcı olmuştur. Kendi zamanında yaşanan Kenanlı Kral Yavin ile olan savaşın kilit karakterlerinden biri olarak karşımıza çıkar. Sonrasında bahsedeceğimiz Huldah ise yine Yahudilerin yedi kadın peygamber dediği peygamberlerden biri olup bir kâhin olarak karşımıza çıkar. Üçüncü ve sonuncu karakter ise aslında bir peygamber ya da kâhin olmasa da melek tarafından haberdar edildiği için bu başlık altına aldığım ve hakkında çeşitli spekülasyonlar bulunan Mecdelli Meryem’dir.

Deborah

İncil’de geçen birçok kadın karakterden ayrılan özelliğiyle Deborah, kocası ya da babasının adıyla anılmayan bir kadın olarak karşımıza çıkar. Her ne kadar Lappidot’un karısı Deborah diye tanıtılsa da bu tanımlamanın kadının öyküsünde bir önemi yoktur. Ki İbranice’de kadın ve eş kelimeleri aynı anlama geldiği için Lappidot bir yer ismi de olabilir. Bu durumda Deborah’ın eşinin varlığı da şüpheli bir konuma düşmektedir. Tanrı’dan aldığı vahiyleri toplulukla paylaşan ve onların davalarında hakimlik eden Deborah, zamanının hakimlerinden bir yönüyle daha ayrılır: Erkek hakimler gibi hediyeler almaz, onları geri çevirir. Bu bize onun görevini ciddiye alan, dürüst yanını gösterir. Tanah’ta Hakimler: 4'te karşımıza çıkan bu kadın peygamber, hurma ağacının altında oturup hüküm veren biri olarak görünür. Bu kadın peygamberin dönemindeyse İsrailoğulları’nın başında Kenanlı Kral Yavin hüküm sürmekte, bu kralın Sisera adındaki komutanı halkı ezmektedir. Deborah, kendisine gelen vahiy ile Avinoam oğlu Barak’ın çağırılmasını talep eder ve onun toplayacağı orduyla Sisera’yı alt edeceğini buyurur. Ancak Barak, Deborah kendisiyle gelmediği sürece savaşmayacağı şartını öne sürer. O zaman Deborah:

“Seninle gelmesine gelirim, ama böyle bir yol tuttuğun için onurlandırılmayacaksın” dedi, “Çünkü RAB Sisera’yı bir kadının eline teslim etmiş olacak.” Hakimler 4:9

Sisera’nın başına gelenlere bakıldığında gerçekten de sonu bir kadının elinden gelir ve Barak onu alt etmiş olmanın onurunu taşıyamaz. Yine de Barak ile giden Deborah son ana kadar ona cesaret verir, Tanrı’nın onunla birlikte olduğunu söyler. Bu destekle beraber Sisera’nın ordusu bozguna uğratılır ve komutan kaçar.

Deborah, Tanah’ta adıyla ve sözüyle birlikte var olan ve aynı zamanda erkekler arasında sözü geçen nadir kadın karakterlerdendir. Yine de kendi kıssasında bile ön planda olmak yerine geride yardımcı olarak kalmayı tercih etmiştir -ya da ettirilmiştir-?

Bomboştu İsrail’in köyleri,

Ben İsrail’de ana olarak ortaya çıkıncaya dek,

Ben Debora ortaya çıkıncaya dek

İsrail’in köyleri bomboştu. Hakimler 5:7

Huldah

Huldah, kutsal kitapta bahsedilen yedi peygamber kadından biridir. Yine de Deborah ile ikisi diğerlerinden ayrı tutulur. Huldah’ın İncil içindeki yeri ve görevi Deborah’tan daha kısa olsa da yine en az onun kadar kıymetli bir görevi vardır: uyarmak. Asıl dinden ve Tanrı’nın sözünden uzaklaşan yöneticileri uyaran Huldah’ın ardından döneminin kralı Yoşiya, tuttuğu yolun yanlışlığını anlayıp putlardan kurtulur. Huldah, kendisine gönderilen danışmanlara Tanrı’nın buyruğunu bildirir: “İsrail’in Tanrısı RAB, ‘Sizi bana gönderen adama şunları söyleyin’ diyor: ‘Yahuda Kralı’nın okuduğu kitapta yazılı olduğu gibi, buraya da, burada yaşayan halkın başına da felaket getireceğim. Beni terk ettikleri, elleriyle yaptıkları başka ilahlara buhur yakıp beni kızdırdıkları için buraya karşı öfkem alevlenecek ve sönmeyecek.’ Krallar II 22:15-17

Ardından ekler: “RAB’be danışmak için sizi gönderen Yahuda Kralı’na şöyle deyin: ‘İsrail’in Tanrısı RAB duyduğun sözlere ilişkin diyor ki: Madem yıkılıp lanetle anılacak olan burası ve burada yaşayanlarla ilgili sözlerimi duyunca yüreğin yumuşadı, önümde kendini alçalttın, giysilerini yırtıp huzurumda ağladın, ben de yalvarışını işittim. Seni atalarına kavuşturacağım, esenlik içinde mezarına gömüleceksin. Buraya getireceğim büyük felaketi görmeyeceksin.’ ” Krallar II 22:18-20

Bir kadının ağzından çıksa da Tanrı’ya ait olan sözleri ciddiye alan Yoşiya’nın ülkesini Tanrı’nın buyruklarına uygun hale getirmek için çabalamalarını da Huldah’ın sözlerinden sonra okuruz. Onun ne kendinden önce ne de kendinden sonra gelen krallarla aynı olduğu, tersine İbrahim’in dinini yaşatan tek kral olduğundan da bahsedilir.

Mecdelli Meryem

Meryem, hakkında birçok farklı hikâyenin dolaştığı bir figürdür ve bizlerin de yine İncil’de geçen birçok kadın karakterden daha iyi bildiğimiz bir kadındır. Hakkında pek fazla anlatı olmayan Meryem; Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’nın anlatılarında kendine yer edinir ancak bu anlatılarda kadınla ilgili pek fazla bilgi edinemeyiz.

Luka İncili’ne bakıldığında İsa tarafından cinlerden kurtarılmış bir fahişe olarak nitelendirilir. Adı verilmemiş olsa da Luka 7’de geçen, gözyaşlarıyla İsa’nın ayaklarını ıslatıp saçlarıyla silen, ardından da yağ ile ovan bu kadın Mecdelli Meryem’dir. İsa’nın kadın takipçisi olan Meryem, çarmıha gerildiği zaman orada bulunan ve içinde duyduğu acı ile bu işkenceyi izlemek zorunda kalanlardan biridir.

Gelelim Meryem’i kahinler başlığına alma sebebime. Aslında Meryem’in bahsi geçen iki peygamber gibi Tanrı’dan vahiy alma durumu yoktur ancak Meryem bir mucizeye şahit olmuştur. İsa’nın çarmıha gerilip can verdiği olaydan sonra kapatıldığı mezarda Şabat Günü sebebiyle bedenini temizlemek adına giden Mecdelli Meryem’e ve yanındaki kadına bir melek görünür. Kadınların mezarın önündeki taşı nasıl kaldıracakları hakkında istişareler yaptıkları sırada yer sarsılır, kapı açılır ve bir melek çıkagelir. Bu, orada bulunan muhafızların bayılmalarına sebep olur. Ancak melek “Korkmayın! Çarmıha gerilen İsa’yı aradığınızı biliyorum. O burada yok; söylemiş olduğu gibi dirildi. Gelin, O’nun yattığı yeri görün. Çabuk gidin, öğrencilerine şöyle deyin: ‘İsa ölümden dirildi. Sizden önce Celile’ye gidiyor, kendisini orada göreceksiniz.’ İşte ben size söylemiş bulunuyorum.” (Matta 28:5-7) der. Gerçekten de İsa’yı göremeyen kadınlar bu durumu haber vermek için yola çıktıkları sırada İsa karşılarında belirir. İşte İsa’nın dirildiğini ilk görenler zamanında cinli, fahişe diye aşağılanan Mecdelli Meryem ile yanındaki kadın olur. Yine de Markos’a göre havariler Meryem’in sözüne inanmazlar. Daha sonra bütün öğrencilerine görünen İsa, onlara inançsızlıkları sebebiyle kızar.

Kadının sözünün pek değer görmediği bir toplumda kadınların bir peygamber, hâkim ya da öğrenci olarak karşımıza çıkması da trajikomik bir durum diyebiliriz. Yine de erkekler tarafından erkekler için yazılmış bir kitapta kadının sesini cılız da olsa duymak bir noktada ümidimizi tamamen kaybetmememizi sağlıyor.