İzlenimcilik, 1870’lerde Fransa’da başladı. İzlenimci ressamların amacı, bir cismin insan gözü üzerinde yaptığı görsel etkiyi kopya etmektir. Her şeyden çok ışığın doğasını değiştirmeyle ve görüntüyü etkileme yollarıyla ilgiliydi.  

Konularını çoğunlukla tarihten veya mitolojiden seçen önceki sanatçıların aksine izlenimciler, çevrelerindeki günlük dünyanın resmini yaptılar. Aslında sürekli şekilde açık havada çalışan ilk sanatçılardı. Bir nesnenin üzerindeki ışığın etkisini yakalamak için çabucak resim yaparak resimleri önceden bir taslağını veya planını yapmadılar. Bunun yerine doğrudan doğadan çalıştılar.

 Fotoğrafın icadı, izlenimciliğin gelişiminde büyük bir etkiye sahip oldu. Fotoğrafçılar gibi, izlenimcilerde optik, ışık ve renk ile ilgilendiler ve dünyayı göze tam da göründüğü gibi yansıtmaya çalıştılar.

Joseph Mallord William Turner (1775-1851) gibi erken dönem sanatçılarının çoktandır ışığın niteliklerine büyük ilgi göstermelerine rağmen, izlenimciliğin başlangıcı genelde gerçekçi akıma ve Fransa’daki ana temsilcilerinden biri olan Edouuard Manet’ye (1832-1883) uzanır. Hiçbir zaman ortak bir sergi 193 açmasalar da diğer izlenimci sanatçılar gibi Manet onlar gibi resmi devlet destekli Güzel Sanatlar Akademisi’nin geleneklerini hor görmeye başlayan bir asiydi.

İzlenimciler, Sanatçılar Salonunda her yıl düzenledikleri sergilerini yapmamalarının reddedildiği 1874 yılında kendi sergilerini organize ettiler.   Grup, Claude Monet, Auguste Renoir, Edgar Degas ve Alfered Sisley gibi ışıkçıları bünyesinde bulunduruyordu. Grup toplamda sonuncusu 1886’da olmak üzere, sekiz sergi çıkardı.  Bununla birlikte modern çağın çoğu büyük sanat akımı, izlenimcilerin bağımsızlığından ve kurulu gelenekle bağları kırma cesaretinden esinlenmektedir.

İzlenimcileri yukarıda da belirtiğim gibi bir günde bir resmi tamamlamaları nedeniyle bir kompozisyon hazırlamak için haftalarca harcayan erken dönem sanatçılarından çok daha üretkendiler. Buğun yüzlerce izlenimci resim, dünya genelindeki müzelerde ve özel koleksiyonlarda görülebilir.  Örneğin Paris’teki Muse d’Orsay, Chicago’daki Art Institute ve Philadelphia’daki  Barnes Foundation’dır.

 KAYNAK: Entelektüelin Kutsal Kitabı / David S. Kidder. Noah D. Oppenheim