Eş, arkadaş, anne, kadın, kadınlar... 21. yüzyılda bu satırları yazıyor olmak, bir değişim umuduyla her yıl beklemek, yıllanmak. Bu hafta 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için, yılın geri kalan günlerinde görmezden gelinen ama tek günde tüm acıları filizlenen bir dalmışçasına çiçekler açan kadınlarımız için yazıyorum.

Kadın var olmak adına ekti, biçti, tarttı, yetiştirdi ama kadın kadın olduğu için ezildi, silindi, gizlendi.
Değişen ve gelişen çağ ile birlikte kadının toplum içerisinde yer alma mücadelesi “belki” daha görünür ve kalıcı bir hale geldi. Bugünün önemi tüm yılın önemi kadar keskin ve yanıltıcı. Toplumsal cinsiyet eşitliği ile her yönden cinsiyetçilikle savaşan bizler ne yazık ki bu süreç içerisinde birbirinden daha güçlü darbelerle her geçen gün yere serilmeye çalışılıyoruz. Bugün sözlerim çiçekli, bahçeli, renkli yalanlarla süslenmeyecek. Bugün ben kendi benliğimden ziyade çalışarak toplumuna, ailesine dokunan bir birey, evlatlarının huzuru ve güvenliği için çabalayan bir anne, toplumun ondan beklediği algıları tamamlamaya çalışan bir kadın, milli mücadelede cepheye mermi taşıyan Fatma Hatun'um.
Sözlerime hayatıma dokunan her bir kadına teşekkür ederek başlamak istiyorum. Onlar bana sevmeyi, kabul etmeyi ve yeşermeyi öğretti.

Her yıl olduğu gibi ne yazık ki bu yıla da kadın ve namus cinayetleri ile başladık fakat ben bugün dokunabildiğim kadar yüreğe dokunmak, her birine umut parıltıları saçmak istiyorum. Tamamen kendi hislerimle diyorum ki: “Kadınlar! Siz yeter ki isteyin. Siz yeter ki inanın. Okuyun, öğrenin, çalışın, gezin ve en önemlisi sevin! Olmayacağınız ne varsa olun ama sakın pes etmeyin. Dinlemeyin, sineye çekmeyin, savaşın, sizin olanı alın. Yarınlara umut dolu bakın. Sizi hapseden ne varsa söküp atın. Sizden istenilen değil sizin istediğiniz olun!”
Bir erkek olarak kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği uğruna sarf ettiğim sözler çoğu zaman bir “erkek” olduğum için düşünmemem veyahut kelimelere dökmemen gereken kavramlar olarak nitelendiriliyor ama ben değişimin işte tam burada başlaması gerektiğini düşünüyorum. Erkekler, kadınların herhangi bir cinsel obje veyahut sahip olunması gereken bir materyal olmadığını artık kabul etmeli. Tarihsel süreç içerisinde ve ataerkil toplum yapılanmasında ne yazık ki bu gerçeklik asla kabul edilmedi. Meslek seçiminden yaşam tarzına kadar "kadın" sürekli bir eleştiri odağında bırakıldı. Başarıların üstü örtüldü, doğruyu gösteren taşlandı.
Bir kadın olarak, ülkem yok. Bir kadın olarak, bir ülkem olsun istemiyorum. Bir kadın olarak, bütün dünya benim ülkem. - Virginia Woolf

Kadınlar! Bu mücadelede artık yalnız değilsiniz. Sizlerle siz olmak adına bizler de artık sizleriz. Bu kadınlar günü ile birlikte her şeyin daha iyi olduğu bir dünya için el ele ve gönül gönüleyiz. Hiç atmadığınız kadar büyük bir kahkaha attığınız, hiç sevilmediğiniz kadar sevildiğiniz, hiç görülmediğiniz kadar görüldüğünüz yarınlar için... Kadınlar gününüzün tek bir gün olmaktan ziyade bir yaşam tarzı olması dileğiyle kadınlar yaşayabilsin diye sizlerleyiz, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!
Muammilme Hanım, namus kadının yüzünü açıp açmamasında değildir. Din de peçe demek değildir.
-Vurun Kahpeye