Dünyaca ünlü ve Çığlık tablosu ile tanınan sembolist ve dışavurumcu Norveçli ressam Edward Munch’un kaygı, mutsuzluk, aşk, insan ilişkileri, huzursuzluk ve melankoli temaları onun eserlerinin asıl temalarını oluşturur. Çocukluğunda aile bireylerinin yaşadığı bazı hastalık ve ölüm gibi durumlar onu derinden etkiledi ve sonraki dönemlerde oluşturduğu eserlerinin en büyük ilham kaynağı oldu.

Önemli eserlerinden biri olan Karl Johan’da Akşam, tablosunda Norveç’ in Oslo şehrinde kaldırım kenarında yürüyen insanları resmetmektedir. Burjuva kıyafetleri içindeki kalabalığın kaygısı, endişesi her birinin yüzünden tek tek okunabilmektedir. Bu insanlar mensubu olduğu sınıfın kuralcı tutumlarına uymak ve bunun dışına çıkamamaktan dolayı bu kadar kaygı melankoli içerisindedirler.

Öyledir ki sanki o kalabalık yüzündeki o acı, endişe ve yalnızlık hisleri ile birlikte seyirciye doğru yürümektedir. Tablodaki kasvetli havayı az da olsa bozmaya çalışan diğer bir şey ise gökyüzünün rengi ve binalardaki pencerelerden yayılan parlak ışıklardır.

Bazı kaynaklarda yazdığına göre belki Munch’ un kendisi olabilecek seyirciye arkası dönük olan adam vardır. Munch günlüğünde şöyle yazar: "Yanından geçenler ona tuhaf bir şekilde bakıyorlardı. O ise sönük akşam ışığında gözlerini dikerek kendisine bakmalarını anlayabiliyordu. Bazı düşüncelere dalmaya çalıştıysa da başarısız oldu. Kafasının içinde boşluktan başka bir şey yoktu. Bir kez daha geçenler onun yolundaydı, baştan aşağıya titriyordu ve ter içinde kalmıştı".

Onun kaygısını göremeyiz sadece hayal edebiliriz. Belki de bu adam toplumun ona dayattığı bazı kurallardan sıyrılmak isteyen ve kendisi ile baş başa kalmaya çalışan bir adamdır. Aslında bu yazdıkları kendi başından geçen bir durumdur. Ters yöne gitmesi ve yalnız olması kalabalığı reddettiğini, uzak durduğunu ve içlerinde yer almak istemediğini gösterir. Bu ayrı durma resme hüzünlü ve melankolik ifade kazandırır...