1.yüzyılın ilk yarılarında Kudüs topraklarında ilk Hristiyanlara karşı büyük bir zulüm ve işkence vardı. Hz. İsa, çarmıha gerilmek üzere Filistin’de Golgot’a getirilmek üzere yoldayken annesi ve yanında bulunan St. Jean’a dönerek “Anne, işte oğlun”, “İşte annen” diyerek onları birbirlerine emanet etmişti.

Hz. İsa’nın çarmıha gerilişinden sonra 12 havarisi Hristiyanlığı anlatmak için farklı bölgelere gitti. St. Jean’ın görevi Asya’nın Anadolu toprakları üzerindeydi. Hz. İsa’nın ölümü üzerine St. Jean ve Meryemana bir süre daha Kudüs toprakları üzerinde kaça hayatı yaşamaya başladılar çünkü Hristiyanlara yapılan eziyetlerin boyutu artmış ve vahşice katledilmeye başlanmışlardı. Kudüs’te daha fazla kalamayacaklarını anlayan St. Jean, Azize Meryem’i de alarak Suriye ve Anadolu üzerinden Efesos’a geldi.

Efesos, dönemin nüfus yoğunluğu fazla, popülerliği yüksek bir yerdi. Bu sayede St. Jean Hristiyanlığı anlatması daha kolay olacaktı.

Meryemana Evi

İzmir’in Selçuk ilçesinde Bülbül Dağı sınırlarında bulunan Meryemana evine ilk vardığımızda uzun bir yokuş bizi karşılıyor. Yokuşun sonunda bulunan meydanı geçtikten sonra ormanın içinden gelen kuş ve böcek sesleri ortamın nezih ve sakin oluşuyla bütünleşince büyülü bir hava katıyor.

Azize Meryem’in Kudüs’ten Efesos’ geldikten sonra hayatının son dönemini burada geçirdiği bilinmektedir. Bu bilgiler 18. Yüzyılda yaşamış olan Anna Catherina Emmerick adlı bir rahibenin yaşadıklarıyla gün ışığına çıkmıştır. Rahibe, hiç gelmemiş ve görmemiş olmasına rağmen Efes hakkında her şeyi bilmektedir.

Rahibe Emmerick, kimsenin duymadığı sesler duyup kimsenin görmediği şeyler görüyordu. 1811 yılında hastalanarak yatağa düştü. 29 Aralık 1812 tarihinde Emmerick, dua ederken bir titremeyle sarsıldı ve tam o sırada yukarıdan gelen bir ışık huzmesi ona doğru açıldı. Işık ona dokununca kadının elleri ve ayakları çivi ile delinmişçesine kanlar içinde kaldı. İsa’nın acısını yaşamış ve Stigmatize olmuştu. Etrafındakiler şaşkındı kimse olanları açıklayamıyordu. 1818 yılında bir yazar rahibenin anlattıklarını kaleme almak istedi Emmerick gördüğü düşleri ve duyduğu sesleri anlatmaya başladı. Birinci yüzyılda yapılan Hristiyan işkencelerini, Meryemana’nın Efes’e gelişini, Meryemana’ya ait bir evin olduğu ve bu evin St. Jean tarafından yapıldığını sanki yaşamış gibi tek tek anlattı. Rahibenin anlattıklarını okuyan Gouyet adlı bir din adamı 1880 yılında Efes’e gitmeye karar verdi. Yaptığı yolculukta evi buldu ve ev ile ilgili raporu iletmesine rağmen istediği sonucu alamadı. 1890 yılında aynı kitabı okuyan Lazarist rahip H. Jung’da evi görmek için İzmir şehrine gelir. Burada bir ekip ile araştırmalara başlayan rahip ve ekibi Kırkınca köyü yakınlarında araştırma yaparken suları kalmadığını fark ederek köylülerden su isterler köylüler de ilerideki Ayazma’dan su bulabilceklerini anlatırlar. Susuzluklarını gideren ekip bu bölgede araştırma yapmaya başlar ve berrak bir suyun aktığı, çınarların arasında küçük bir ibadet yeri ve elleri kopmış bir Meryem heykeli bulurlar. Ekibin ve rahibin şaşırdığı taraf ise Rahibe Emmerick’imn anlattıklarının birebir şekilde karşılarında olmasıydı.

Her yıl binlerce turist tarafından ziyaret edilen bu yer Hristiyan aleminin hac yerlerinden birisidir. Buraya gelenler, ibadette bulunarak, kutsal kabul edilen çeşmenin suyundan içiyor ve dilekler diliyorlar. Her yıl 15 Ağustos tarihinde de Hristiyanlar Sümela Manastırı ve Meryemana evine gelerek Azize Meryem'in göğe yükselişini anıyolar.

Kaynak: Hitit Color, Meryemana

  • Görseller: Zeynep Karayel, Ağustos, 2020
  • Wikipedia
  • kusadasilive.com