“Kim yaklaşırsa bilmeden ve dinlerse sirenleri, yandı,
       bir daha evinde onu ne karısı karşılar ne çocukları.
       Durma orada yürü, arkadaşlarının da tıka kulaklarını,
       Tatlı balmumuyla tıka ki, sirenlerin sesini duymasınlar.
       İstersen dinle sen, ama bağlasınlar ayakta seni,
       Hızlı geminin içinde iplerle bağlasınlar orta direğe,
       Ondan sonra dinle sirenleri doya doya.
       Ama dostlarına yalvarır da, dersen ki iplerimi çözün,
       Bağlasınlar onlar senin bağlarını bir kat daha sıkı”

Efsaneye göre Sirenler, Sirenum Scopuli denilen bir adada yaşadıklarına inanılan deniz yaratıklarıdır. Bu ada, kayalıklarla ve uçurumlarla çevrili olarak betimlenmiştir. Sirenler, söyledikleri şarkılar ile denizcileri büyülemekte ve onları kayalıklara çekerek ölümlerine sebep olmaktadır.

Sirenlerin, denizkızlarından farklı olarak iki kuyruğu vardır. Achelous'un kızları olarak betimlenmişlerdir. Bazı hikayelere göre de Persephone'un oyun arkadaşları olduklarından da bahsedilmiştir. Homeros, sirenlerin sayılarıyla ilgili hiçbir şey söylemese bile, sonradan farklı yazarlar hem isimlerinden hem de sayılarından bahsetmişlerdir.

Odysseus, Ege Denizi’ndeki Phokaia kıyılarına ulaşır ancak devam edebilmesi için sirenlerin yaşadığı kayalıkların arasından geçmesi gerekir. Arkadaşlarıyla birlikte Siren Kayalıkları’na yaklaştığında Tanrıça Kirke ona tahtından seslenir ve onu uyarır:

“Odysseus ne yapın edin, sirenlerden sakının! Büyüleyen seslerinden, çiçekli çayırlarından sakının. Kim yaklaşırsa bilmeden ve dinlerse sirenleri, yandı, bir daha evinde onu ne karısı karşılar ne çocukları...

Tanrıça’nın sözünü dinleyen Odysseus, tayfasını uyarır ve sirenlerin sesine kanmamak için kendisini geminin direğine sıkıca bağlatır, ağzını da kapattırır. Gemideki tayfanın da bu sesleri duymaması için kulaklarını balmumu ile kapattırır. Onlara ne olursa olsun onu çözmemeleri gerektiğini tembihler. Böylelikle sadece kendisi sirenlerin o müthiş sesini duyabilecektir.

Dalgalar diner ve gemi denizleri köpürterek ilerler. Siren Kayalık'larının yakınlarından geçerken, Odysseus o müthiş sesleri duyar:

“Gel buraya dillere destan Odysseus, Akhalıların şanı şerefi,

durdur gemini de duy bizim sesimizi.

Hiçbir gemi buradan geçemedi,

durup dinlemeden tatlı ezgimizi.

Dinlerler doya doya bizi.

Biliriz biz Troya'da olup bitenleri,

daha çok şey öğrenip öyle sürün geminizi.”

Odysseus içindeki isteğe daha fazla dayanamaz ve tayfasına onu çözmesini söylemeye çalışır, kaşlarıyla ve gözleriyle "çözün" diye işaretler verir. Ancak tayfası, kulakları balmumu ile kapalı olduğundan onu duymaz iki büklüm bir şekilde kürek çekmeye devam ettikleri için onu görmez. İlerledikçe sirenlerin sesi duyulmaz olur. Böylelikle ölümüz buz gibi kollarından kurtulup yollarına devam ederler. Odyssesus, 20 sene sonra karısına kavuşur. Bugüne kadar sirenlerden yalnızca Jason, Argo ve Odysseus kurtulabilmiştir.

Kaynak:

İzmir Kültür ve Turzim Dergisi.

Mustafa Barış Özkök, Her Kelimenin Bir Hikayesi Var: Siren, Nisan 2016.