"Bununla mı döneceğiz Yusuf?" dedi. "Evet!" "Peki, bırak başörtümü alayım. Hemen gelirim..." Sonra siyah ve çocuk gözlerini karşıdakine dikerek fısıldadı: "Yoksa gelmem diye mi korkuyorsun?" Yusuf başını salladı: "Gelirsin...Biliyorum..." Öyleyse neden bırakmıyorsun?" Yusuf avucunda tuttuğu bileği sinirli bir hareketle sıkarak: "Lüzumu yok!" dedi. Sonra, dudakları titreyerek, ilave etti: "Ne olursa olsun, artık seni hiç bırakmayacağım!"
SABAHATTİN ALİ
Kırk bir senelik hayatına hepimizin bildiği unutulmaz eserleri bırakan Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907 yılında Eğridere'de doğdu. Asıl mesleği öğretmenlik olan Ali'nin Yozgat, İstanbul, Ankara ve bir çok yerde öğretmenlik yaptığı ardından Almanya'ya eğitim için gittiği bilinmekte. Sabahattin Ali öğretmenlik mesleğinin yanında öykü, roman, şiir alanlarında da eserleri bulunmaktadır. Kürk Mantolu Madonna, İçimizdeki Şeytan, Kuyucaklı Yusuf, Değirmen adlı yapıtlarının yanı sıra hepimizin kulağına aşina gelen Zülfü Livaneli'nin seslendirdiği Leylim Ley şiiri beslenmiştir.
Kula Değil Yüreğine Sor Beni
Leylim Ley
Kısacık ömrüne unutulmaz eserler bırakan Ali aynı zamanda Aziz Nesin ile Markopaşa adlı bir dergi çıkartmış ve buradaki siyasi eleştiriler yüzünden hakkındaki çeşitli davalarla yargılanmıştır. Bir tarafta unutulmaz eserler ile Türk Edebiyatı'nın usta kalemi, ömrünü toplumcu yazarlığa adamış Ali; diğer taraftan ise vatan haini olmak ile suçlanan, sosyalist olmakla itham edilen Ali. Ülkücü - Turancı yazar olarak bilinen Nihal Atsız ile yaşadığı ırkçılık davası aleyhine işletmektedir. Artık ülkede kalamayacağını anlayınca Bulgaristan'a kaçmanın iyi bir fikir olduğunu düşünür. Fakat usta isim burada "milliyetçi" gerekçeler ile suikasta uğramıştır. Yıllar Sabahattin Ali'yi haklı çıkartacak ve yazdığı bir roman MEB onaylı 100 temel eser arasına girecektir. İşte o roman Kuyucaklı Yusuf'tur.
ROMAN ÖZETİ
Romanın adını alan Yusuf, romanın başkahramanıdır olaylar Yusuf'un etrafında gelişir. (Analiz onun etrafında olacaktır). On yaşında fakir bir ailenin çocuğu olan Yusuf'un annesi ve babası eşkıyalar tarafından öldürülür. Kaymakam Selahattin Bey tarafından evlat edilen Yusuf'un hayatı burada değişir. Kaymakam Bey sessiz ve iyi niyetli biridir, Muazzez adında bir kızı bulunmaktadır. Muazzez'in annesi Şahinde ise küçük yaşta Kaymakam Bey ile evlendirildiği için başta sakin sessiz biriyken zamanla evde en çok sesi çıkan biri olur, Yusuf'u asla istemez. Şahinde'nin tek amacı kızını zengin biriyle evlendirmektir. Zamanla Yusuf ve Muazzez arasında duygusal bir yakınlık başlar fakat bu yakınlık kasabanın zengin ailesinin oğlu olan Şakir'in araya girmesiyle bir türlü gerçekleşmez... Fabrikatörler, rüşvet alan askerler, küçük yerlerde insanların birbirinin arkasından konuşması, zengin kesimin fakir olanları insandan saymadığı gibi noktaları ile Kuyucaklı Yusuf bir sınıf sorununa dikkat çeker. Fakat bu bir aşk romanıdır, Yusuf ise Türk Edebiyatı'nın en romantik kahramanlarından biridir. Yusuf ve Muazzez kaçar fakat kaymakamın ısrarı ile geri dönerler. Kaymakam ölür. Yusuf çok çalışmak zorundadır ve başka köylere gidip uzun süre dönmez. Annesi ve Muazzez çok uzun süreler evde yalnız kalır ve Yusuf gelene kadar yeni atanan kaymakamın arkadaşları ile uygunsuz geceler düzenlerler. Yusuf eve gelir. Adamlar ile arasında çatışma yaşanır. Adamları öldürür fakat kurşunlardan biri Muazzez'e gelir ve Muazzez ölür. Cinayet ile başlayan roman yine bir cinayet ile bitecektir.
YUSUF KARAKTERİNİN PSİKANALİTİK DEĞERLENDİRMESİ
Ölüm hepimizin hayatındaki nihai sondur. Fakat erken yaşta yaşanan kayıpların çocuğun hayatına etkisi daha fazladır. Yusuf'un annesinin ve babasının cesetlerini görünce küçük yaşına rağmen ağlamaması hatta cesetlerin üstünü örtmesi soğukkanlılık olarak ifade etmekten ötedir. Erken yaşta yaşanan yas süreci ile çocuk bir çok beceriden yoksun şekilde büyür. Bağlanma Kuramına göre: ebeveyn ile bağ kuran çocuk onu güvenli sığınağı olarak görür ve bu bağlanma süreci ebeveynin sağlıklı bakım veren olma süreci ile devam eder. İnsan yavrusu tek başına hayatta kalma becerisine sahip değildir. Bu yüzden ebeveynin çocuğa bakım vermesinin yanında bu bakımın süresi, kalitesi de bağlanma figürüyle etkileşimini etkiler. Anne, babasını (bağlanma figürlerini) kaybeden Yusuf, sadece fiziksel olarak onlardan kopmaz. Bağlanma figürleri hayatımızın ilerleyen zamanlarında bize: birini nasıl seveceğimizi, öz yeterliliğimizi nasıl kazanacağımı, duygularımızı kontrol etmeyi, çevreye uyumu ve olumsuz durumlardan nasıl çıkacağımızı öğretir. Bağlanma figürlerinden ayrılan Yusuf'un yetişkinlikte onların eksiklerini derinden hissedeceği kaçınılmaz olacaktır.
Yusuf'un kaymakam tarafından evlat edinilmesi bir çok konudan (eğitim, maddi kaygı taşımamak, aile ortamı) faydalı olsa bile üvey annesi ile anlaşamaması hatta Yusuf'un geldiği ilk gün ona "köylü piçi" demesi Yusuf'un duygusal yönüne dokunur. Sevgi yoksunluğu yaşan Yusuf burada evlat edinilmiş durumunda olduğu için birey olarak kendilik bilinci zarar görür. En temel ihtiyaçlarımızdan biri olan sevgi, sadece anne babadan gelmesiyle bizi beslemez aynı zamanda bireyin "ben bu sevgiye layığım, ben sevilmeye layığım" bilincine erişmesine ve kendisiyle arasının da yapıcı olmasını sağlar. Bağlanma figürlerinden düzenli ilgi ve sevgi gören çocukların ileride daha güvenilir kişiler olmalarının yanında hayatlarındaki pozitif olayları daha çok andıkları görülmüştür. Bu ilgi ve sevgiden yoksun olan çocuklar sevgiyi nasıl ifade edeceğini, ilişkilerini nasıl dengede tutacaklarını bilemezler.
Yusuf'un Muazzez'e olan aşkını ifade edememesi aslında sevgiyi nasıl aktaracağını bilemesinden kaynaklıdır. Güvenli bir ilişki yerine Yusuf'un daha sert bir şekilde Muazzez'e davranması, onu aşırı kıskanması aslında çocukluğunda yaşadığı kaybın izlerinden kaynaklanır.
Cinayetle başlayan romanın gene bir cinayet ile bitmesi, erken yaşta yaşanan kayıpların çocuğu suça meyilli etmesinin bir sonucudur. Sevgi eksikliği, yalnızlık hissi, terk edilmişlik duygusu çocuğun duygularını öfke ile yansıtmasına sebebiyet verir. Bu öfke yerini saldırganlığa ve saldırganlıkta suça eğim kazandırır. Fakat Yusuf bu kaybı yaşamasaydı ve gene eşini uygunsuz bir ortamda görseydi elbette aynı son yaşanabilirdi. Olayın geçtiği yer kırsal bir yer olduğu için ve zaman olarak çok eski bir yıldan bahsedildiği için Yusuf'un ateş etmesini sadece anne babasını kaybetmesine bağlayamayız. Çevresel faktörler, çocuğun doğduğu kültür, nasıl yetiştirildiği hepsi kararlarında etkili olacaktır. Kader, Yusuf'u gene bir kayıpla sınayacaktır.
OKUR NOTU
Bir yetimin kusurlarıyla, doğrularıyla, aşkıyla harmanlanan hikayesi bugün hâlâ önemini koruyorsa eğer Sabahattin Ali'nin ustalığı yadsınamaz. Aradan geçen zamana rağmen Yusuf'un romantik ve melankolik yanının rüzgarı her seferinde okuyucuya vuruyor. "Nasıl olsa hikayeyi anladık okuyamaya gerek kalmadı" demeden önce, Sabahattin Ali'nin satır aralarındaki derinliğini hissetmek için okunması gereken bir kitap.
KAYNAKÇA
Anne Baba Kaybının Çocuklar Üzerindeki Etkileri: https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/198134
Ebeveyn Kaybının Çocuk Üzerindeki Etkileri: https://insamer.com/tr/anne-baba-kaybinin-cocuk-uzerindeki-etkileri_1611.html#_ftn8
SABAHATTİN ALİ KUYUCAKLI YUSUF YAPI KREDİ YAYINLARI 68. BASKI 2016