Bazen kendimi anlıyorum ve diyorum ki, ben birinin kısa saç sevdasının, diğerinin güzel göz sevdasının, başkasının minyon sportif kız hayalinin kurduğu kalıp değil, düşünceleriyle, zihniyle, kavgasıyla gündeme gelen bir kadın olmak istiyorum. Yüzüme, saçıma bir iltifat aldığımda artık moralim bozuluyor. Çünkü bunu diyen insanlar zihnimin değil, kendi zihinlerindeki kadın kalıplarının içinde yüzüyorlar benimle iletişim kurarken.
Bu hissin ve uzun süredir çürüyüşümü öyle fark ediyorum ki, içimdeki enerjiyi bazen tamamen simsiyah bir balçığa dönüştürüyorum. Yataktan kalkamıyorum. İçimde zehirli bir metal var sanki, kan akışımı engelliyor. Korkunç kâbuslar görüyorum. İnsanları umursamadığım, ölümlerini izlediğim korkunç rüyalar. Ve bunlar rüyadan fazlası aslında. Kötü olmam için elinden geleni yapıyor bu metal ve kahrediyor beni. Hep neden ben diye soruyorum böyle zamanlarda, gerçekten neden böyle oldu? Ben nasıl bu kadar kötü insanlarla tanıştım? Ben nasıl tek amacımın iyilik ve sevgi olduğunu söylerken, bencil, laf anlamaz, kör bir insan oldum, ya da hep böyleysem, nasıl iyi biri olduğuma inandım ben? İçimde kalmış olan ve beni rahatsız eden şey, aslında içimde kalmış küçücük bir iyilik olabilir mi? Çünkü biliyorum ki biri olmadan diğeri de var olamaz, sadece hacimleri değişir, denge bozulursa, şirazem kayardı.
Bunu her yaşadığımda bir şey yapıyorum. Bana renkleri hatırlatan bir şey.
Odamı tamamen karanlık bırakıp düşüncelerimin akıp gitmesine izin verdim. Yazı yazmadan kendimi anlayamıyordum, şimdi de kafamda kurduğum sentezleri kağıda aktaramıyorum.
Bu kadar kırgın olduğumu ve kendimden bu kadar nefret ettiğimi hiç bilmiyordum. Her seferinde şaşırıyorum buna. Her seferinde düzeldim sanarken kendimden ne kadar nefret ettiğimi fark ediyorum. İnsanların beni beni zerre anlamayışını, anlaşılmazlığın bende yarattığı öfkeyi ve vücuduma vurduğu ağrısını bile anlayamıyorum. Bazen aynı korktuğum kişiye benziyor olmak gitgide, beni iyice karanlığa gömüyor. Ama anlıyorum ki, bunlar ben tarafından, beni yaralamak için, kendimi sevmemek için söylenen sözler. Çünkü daha önce sevdiklerimde çoğu kez, beni korktuğum, ulaşamadığım ya da kâbusum olan insanlarla konularla bağdaştırdılar hep. Çünkü ne kadar yıkık bir harabe gibi gözüksem de gözlerinde, fikirlerimi değiştiremediler. Ben ne kadar kendimden nefret etsem de varlığımı kimseye teslim etmedim. Ama yine de onunla savaşacak kadar güçlü değilim, bu kadar büyük bir negatiflikle savaşamıyorum. O yüzden bıraktım bu konuyu. Onun içimde yarattığı boşluğu başkalarıyla doldurmamalıydım, zaten beceremedim doldurmayı. Herkesin doyum yaşadığı dönemde, ben yeni yeni insanları keşfediyordum. Sanırım artık doydum. Çünkü hayır demek istiyorum artık çoğu şeye. Bağırmak istiyorum. Bazı insanlar doğar ve büyür, bazıları cehennemde büyür, benim gibi. Ve yaşamayı o cehennemden çıktıklarında öğrenirler. Çünkü benim bir eşimi bulmam için, önce onun bulabileceği kadar tamamlanmış bir enerjiye sahip olmam gerekirdi. Önce ben olmam gerekirdi. Dağılmış ve paramparça bir zihinle insanlara gidip beni topla diyemem, artık bunu demek istemiyorum, kendi yalnızlığım, başkalarıyla kurduğum ilişkilerden çok daha anlamlı ve dolu oluyor bazen.
Bu kırgınlığım ne zaman geçer fikrim yok…Çünkü insanları değiştiremem. Ama ben zihnimi değiştirebilirim, eğer içimdeki bu şeytanla savaşabilirsem. Sadece geçmişe baktığımda, hüznünü bile düşünmekten korkan bir kızın; korkularını yüzüne vurduklarında bile utanmayan, savaşan bir kadın oluşuna dönüşmesini, bana bu utanç elbisesini giydiren herkesin hak edeceği sonu yaşayacak olmasını, sessizce bekliyorum.