Kutsal kitaplarda yeryüzünün ilk katili olarak Kabil geçer. Kabil kendi öz kardeşini öldürmüştür...

Adem ve Havva'nın yasak elmayı yemesiyle ilk günah işlenmiş ve günahın cazibesi insanı ele geçirmiştir. Habil ve Kabil'de aslında çok bilinen bir hikayedir. Kutsal kitaplarda farklı şekillerde anlatılsa da konu tektir; yeryüzünün ilk katili Kabil'dir.

Kutsal Kitaplarda Habil ve Kabil

Kuran-ı Kerim'de Habil ve Kabil'in hikayesi şöyle anlatılır;

“Onlara Âdem’in iki oğlunun haberini doğru olarak anlat:
Yakınlık için birer kurban sunmuşlardı.
Birininki kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti.
(Kabul edilmeyen, kardeşine) “Seni öldüreceğim” demişti.
(Kardeşi) “Allah ancak korunanlardan/sakınanlardan/çekinenlerden kabul eder” demiş (ve
eklemişti:)
Beni öldürmek için el kaldırsan da, ben sana öldürmek için el kaldırmayacağım; çünkü
Alemlerin rabbi Allah’tan korkarım.
Dilerim hem benim günahlarımı hem kendi günahlarını yüklenir, Cehennem halkından
olursun; zalimlerin cezası budur.”
Derken, benliği kendisine kardeşini öldürmeyi kolaylaştırdı da, onu öldürdü; yitirmişlerden
oldu. Allah, kardeşinin bedenini nasıl gömeceğini göstermek üzere ona yeri eşeleyen bir
karga gönderdi.
“Kardeşimin bedenini gömmekte bu karga kadar acizim, ha?” dedi.
O artık pişmanlığa düşenlerden olmuştu.”

(5/Maide:27-31).

Eski Ahit'te ise hikaye şöyle geçer;

“Ve Rab Kain’e dedi ki: Kardeşin Habil nerede? Kain dedi ki: Bilmiyorum; kardeşimin
bekçisi miyim ben? (.) Ve Kain Rabbe dedi: Cezam taşınamayacak derecede büyüktür. İşte
bugün toprağın yüzü üzerinden beni kovdun ve senin yüzünden gizli kalacağım ve yeryüzünde
kaçak ve serseri olacağım ve vaki olacak ki; her kim beni bulursa, beni öldürecektir. Ve Rab
ona dedi: Bunun için Kain’i her kim öldürürse, ondan yedi kere öç alınacaktır.(.) Ve Kain
Rabbin önünden çıktı ve Adenin şarkında Nod diyarında oturdu. Ve Kain karısını bildi ve
gebe kalıp Hanoku doğurdu ve bir şehir bina etti ve şehrin adını oğlunun adına göre Hanok
koydu”

(Tekvin 5:9-16 Kitab-ı Mukaddes)

Kabil ve Habil'in kıskançlıklarla dolu hikayesi

Habil ve Kabil kıssası insanın dünya üzerindeki varoluşunun mitolojik boyuttaki ilk cinayetidir. Hikayeye göre yeryüzündeki ilk kadın olan Havva 20 ikiz yani 40 çocuk doğurur. Bu ikizlerden her biri kız ve oğlan şeklindedir. Tanrı Adem'e her ikizi diğeriyle eşleştirmesini söyler böylece çapraz evlilikler gerçekleşecektir. Adem bütün çocukları bu şekilde eşler fakat. Habil ve Kabil'e sıra geldiğinde Kabil Habil'in ikizi ile eşleşmeyi reddeder çünkü kendi ikizi daha güzeldir. Adem bu isteği doğru bulmaz ve aklına bir çözüm yolu arar. Çözüm ise gayet basittir; Tanrıya sunular sunulur. Kabil buğday Habil ise bir koyunu tanrıya sunar. Tanrı ise Habil'in koyununu beğenir ve Kabil'in buğdayını saçma bulur. Kabil sinirden deliye döner ve Habil'e yaklaşarak onu öldüreceğini çünkü en güzelle onun evleneceğini üstelik Tanrının onun hediyesini kabul ettiğini söyler. Kabil aklına koysa da öldürmeyi nasıl yapacağını bilmez. Çünkü bu yeryüzündeki ilk cinayet olacaktır. Bir rivayete göre şeytan Kabil'e yardım eder ve bir taş yardımıyla bir kuşun kafasını ezer. Kabil'de bunu görüp nasıl öldüreceğini planlar. Kardeşinin yanından kaçan Habil bir süre sonra uykusunda Kabil'e yakalanır. Kabil tıpkı şeytanın yaptığı gibi başını taşla ezerek öldürür. Fakat ortada ölü bir beden ve ne yapacağını bilmeyen bir katil vardır... İşte bu evrenin bütün ikiliklerinin, zıtlıklarının ortaya çıktığı olay olarak kabul edilmeye başlanır.

KABİL VE HABİL İSİMLERİ

Güzellik algısı söz konusu olduğunda çoğu insan kıskançlık duygusuna kapılır. Sonuçta en güzelinin kendinin olmasını ister. Zaten Habil'in adı bile ailesi ve tanrı tarafından da daha çok benimsendiğinin göstergesidir. İslam Ansiklopedisi'ne göre Habil adının "Akkadca’da “oğul” anlamına gelen ablu/aplu veya hablu/habaldan gelme ihtimali kuvvetlidir." Kabil ise yine aynı kaynakta "Tevrat’ta Kâin adı ile “dünyaya getirmek, kazanmak” anlamındaki ḳânâ kelimesinin türevi olan kaniti yan yana kullanılmıştır. Eğer Kâin’in kökü kânâ ise o takdirde Kâin “dünyaya getirilmiş, döl, çocuk” anlamına gelir" ifadeleri kullanılmıştır. Her ne kadar ismin fonetik açıdan ikiz iki çocuk için uyumlu olduğunu, ikizlerin zıt karakterli olduğunu bilsek de Tanrı katında da bu zıtlığın oluşması istenmiş gibi...

HABİL'İN KANI

Hikayenin devamında ise Habil'i öldüren Kabil, kardeşinin cesedini vahşi hayvanlardan korumak için sarar ve 1 yıl boyunca yanında dolaştırır. Sonunda tanrı karşısında iki karga çıkartır. Kargalar kavgaya tutuşur ve biri diğerini öldürür. Öldürdükten sonra da toprağa gömer. Bunu gören Kabil de kendi kendine hayıflanarak "“Yazık bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini bile gömemedim!” der. Kābil Hâbil’i öldürünce yeryüzü yedi gün boyunca sallanır ve daha sonra toprak Hâbil’in kanını emer. Tanrı Kābil’e, “Kardeşin Hâbil nerede?” diye sorar; Kābil, “Bilmiyorum, ben onun bekçisi değilim” der. Bunun üzerine Tanrı, “Kardeşinin kanı topraktan bana sesleniyor; kardeşini niçin öldürdün?” der; Kābil de, “Eğer onu öldürdüysem kanı nerede?” diye karşılık verir. Bundan sonra Allah yeryüzüne kan emmeyi yasaklar."

Âdem ve Havva'nın, Habil'in cesedini bulmasıWilliam Blake'in tablosu.

TANRININ ACTIĞI YARA

Bir anlatıya göre Kabil Havva'nın ilk göz ağrısıdır. Onu saklar, her şeyden sakınır fakat bu saltanat Habil gelene kadar sürer. Habil doğduktan sonra ilgi onun üstüne yoğunlaşır ve ortaya hiç de sevimli olmayan 'kıskançlık' çıkmaya başlar...

Çocuklar büyüdükçe biri çiftçi biri ise çoban olur. Kabil ilk hasadından bir buğdayı Tanrıya sunarken Habil'de yetiştirdiği hayvanlardan birini sunar. Tanrı, Habil'in adağını kabul ederken Kabil'in sunusunu geri gönderir. Kabil bu duruma öfkelenir fakat elinden bir şey gelmez. Tanrı Kabil'e konuşarak  “Niye öfkelisin; surat astın? Doğru olanı yapsan, kabul edilmeyecek miydin? Doğru olanı yapmazsan günah kapında pusu kurmuş bekler. Arzu sana geldiğinde ona egemen olmalısın.”

Diğer yazılarımıza göz atmak için ana sayfamızı ziyaret etmeyi unutmayın!

Kaynaklar: