William Shakespeare, 1564’te Londra’nın ücra bir kasabasında hayata gelmiş, 52 sene yaşamış ve yaşamı boyunca 38 oyun, 154 sone ve 5 şiir yazmış bir yazardır. Hayatı boyunca İngiltere’den çıkmamış ve öldüğünde doğduğu kasabaya gömülmüştür. Yaşamı süresince dünyaya adını duyurmak girişiminde olmamasına karşın ölümünden 400 yıl sonra dahi okunan bir yazar olması hayret vericidir fakat bu başarı tesadüf değildir tabi. Öyle ki Shakespeare, ülkesinde kutsal kitaptan sonra en çok okunan ve alıntı yapılan yazar seçilmiştir. Burada tiyatronun etkisi de yadsınamaz elbette. Zengin ve fakir fark etmeksizin halk topluca tiyatrolara gitmiş ve saatlerce sahnelenen oyunları izlemiştir. Shakespeare’in oyunları tek bir sosyal tabakaya hitap etmediğinden tüm halk tarafından sevilerek takip edilmiş ve her oyun bitiminde coşkuyla alkışlanmıştır.

Birçok yazar eserleriyle beraber hiç yaşamamışçasına bu dünyadan ve hafızalardan yitip giderken Shakespeare’in yüzyıllardır hâlâ okunduğunu ve sinema, opera, bale gibi sanatın birçok dalına konu olduğunu biliyoruz. Dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir tiyatro sahnesinde onun oyunuyla karşılaşıyoruz ve buna şaşırmıyoruz. Bu noktada bir soru önem kazanıyor: Shakespeare neden hâlâ okunuyor?

Bunun birçok cevabı var elbette. Birkaç örnek vermek gerekirse:

  • William Shakespeare dili zenginleştiren ve derinleştiren bir yazardır. İngilizceye üç bin üzerinde yeni kelime ve deyim kattığı söylenir. Kendisinin de eserlerinde 30.000’e yakın kelime kullandığı bilinir. Dile bu denli hakim birinin eserleri dilbilimcilere, okurlara, yazarlara bırakılmış bir miras niteliğindedir.
  • Shakespeare’in temaları hâlâ güncel ve evrenseldir. Örneğin Romeo ve Juliet’teki aşk, kıskançlık, nefret, ihtiras, iftira, yalan, ihanet, gurur, cesaret temaları hepimize tanıdık gelmiyor mu? Ya da Hamlet'teki iktidar kavgası? Macbeth’teki politik güç oyunları? Othello’nun karısının sadakatsizliği… Tüm bu karakterler ve hikayeleri bizim hikayelerimiz aslında. Shakespeare’in müthiş gözlem kabiliyeti ve insan psikolojisini tahlil etmekteki meziyetleri, adını günümüze kadar getirme başarısının nedenlerindendir şüphesiz.   
  • William Shakespeare, eserlerinde tarihi ve dönemin şartlarını ustalıkla işlemiştir. Sadece bu açıdan bile değerlendirildiğinde günümüzde bir kılavuz niteliğinde sayılabilir.
  • Shakespeare, şimdiye kadar yazılmış aşk şiirleri koleksiyonunun en iyisine sahiptir.

Shakespeare bize insanın bin bir türlü halini evrensel bir biçimde sunar. Sanat eserleri, tablolar, kitaplar, filmler hep içinde bulundukları zaman, yer ve politik durum üzerinden değerlendirilseler de aslında sanat, zaman ve mekan kısıtlaması sevmez. Eser her ne formatta olursa olsun çağını aşmalıdır, ses getirmelidir çünkü sanat insanı anlatır. Shakespeare buna oldukça iyi bir örnektir. Shakespeare’in eserlerinde insan halleri çağı aşar ve bize el uzatır adeta, dokunmak ister kalbimize. Vefayı sorgulayan Kral Lear, iktidar çatışmaları yaşayan Sezar, mezhep veya kan davasından dolayı kavuşamayan sevgili Jülyetler hâlâ yok mu aramızda? İşte bu yüzdendir ki Shakespeare’de zaman ve mekan bağlılığı yoktur. Tüm bu eserler onu dört yüz yıl okunur kılar ve daha yüzyıllar boyunca okunur kılacağını söylemek malumun ilamı olacaktır sanıyorum ki.

Diğer yazılarımızı okumak için anasayfamızı ziyaret etmeyi unutmayın