Cadılık ve cadı avı kavramları ilk kadının yaratılışından bu güne farklı biçimlere bürünerek hayatımızdaki yerini korumaktadır. Peki, bu kavramların var olmasının nedeni nedir? Kadınlar neden cadı olarak görülmüştür?
Kadınlar ilkel insanın zihninde varlığını toprakla özdeşleştirmişti. Bazı kaynaklar anaerkil toplumların varlığından söz etse de çoğunluğa göre ilk insandan beri ataerkil bir düzen hâkimdir. Anaerkil toplumlarda kadının üremesi ve birden fazla erkekle ilişkiye girilmesinden dolayı çocuğun babası bilinmemekteydi ve üreme kavramı açıklanamıyordu. Kadın erkekle ilişkiye girdikten sonra yeni bir insan doğuruyordu bu da onun toprak gibi görülmesine neden oluyordu. Toprak ürün veriyordu, kadın ise yeni insan. Kadının toprakla bağı onun kutsal sayılmasına ve saygı görmesine neden oluyordu.
Şaman Kadınlar
Kadınlar bağlı oldukları toplumlara birçok katkı da bulunuyordu. Otları kaynatıp karıştırarak ilaçlar hazırlıyor, yemekler yapıyor, avcılık faaliyetlerini sürdürüyordu. Bu durum şaman adı verilen bilgelerin ortaya çıkmasını sağladı. İlk şamanların kadınlar olduğu kabul edilir. Şaman; ölümü tecrübe etmiş, deliliği yaşamış, ruhsal bozukluğu tecrübeden geçirmiş birisidir [1]
Kadınlar doğası itibarı ile veya doğal olarak şamandır.
Çukçi Atasözü
Şamanların sahip olduğu düşünülen doğaüstü güçler ve kozmosla kaos arasında ilişki kurabilme yetenekleri onlara duyulan korku ve saygının artmasına neden olmuştur. Öte yandan zaman ilerleyip çağlar değiştikçe kadınların yerine erkek şamanlar da görülmeye başlanmıştır. Çünkü kadının evrenin bilgisine sahip olması ataerkil toplumlar tarafından kabul edilmiyordu. Kadın hekimlik bilgilerini hekimlere, dini görevlerini din adamlarına devrettiler. Büyü yapma yetileri ise hala kendilerindeydi.
Cadılar ve Cadı Avı
Kafamızdaki cadı kavramının karşılığını düşünelim. Cadı kime denir? Aklınızda bir model oluştu değil mi? Muhtemelen ortalık karıştıran, yaramaz, kötü bir kişi aklınıza gelmiştir. Sözlükte cadı; a. 1. Geceleri dolaşarak insanlara kötülük ettiğine inanılan hortlak. 2. mec. Kötülük yaparak başkalarına zarar veren kadın anlamlarında kullanılmaktadır. Yani aklımıza gelenle hemen hemen aynı anlamda.
Tarih boyunca kadınlar birçok şekilde hor görülmüştür. Örneğin Kilise, Havva için ilk günahın sorumlusu olduğunu söyler. Adem'in cenneten kovulmasına ise Lilith neden olmuştur. Yani din temelli bir okuma da cenneten (kutsal mekan, komfor alanı) kovulma sebebi kadındır. Bu da din adamlarınca kabul edilecek bir şey değildir. Bu sebeple kadının evinde oturması ve bir erkek tarafından kontrol altında tutulması gerekmektedir. Aynı düşünce sadece Hristyanlık için geçerli değildir. İslam ve Musevilik'te aynı şekilde düşünmektedir. Çünkü (Lilith her dinde yoktur) Havva, insanoğlunun cennetten kovulmasına neden olan kişidir.
Kadını bir suçlu ya da kötü olarak göstermeyi Yunan mitolojisi ve Şahmeran efsanesinde de görürüz. Zeus, Pandora'yı insanlığın başına bela olsun diye göndermiştir. Her şeyden habersiz Pandora ise merakına yenilerek kötülüklerin yayılmasına neden olur. Şahmaran ise cennetten kovulmaya neden olan yılan ile aynı vücuda sahiptir. Yılan- kadın - şeytan ilişkisi, Şah- Mar- Anna (Havva'nın evlatlarının şahı) olarak kişileştirilmiştir.
Ataerkil bir mit söylencesinin olması kadının toplumdaki yerini belirlemek için erkek tarafından yapılmış önemli bir hamledir. Onlar için kadın kontrol altında tutulması gereken bir canlıdır. Kontrol altında tutulmaz ise içindeki şeytan ortaya çıkacaktır. Cadıların en büyük özelliği ise şeytandan gelmeleridir ve büyü yapabilirler üstelik saçları da kızıldır (!).
Ortaçağ'ın Karanlık Yüzü: Cadı avı
Ortaçağ başlarında Avrupa'nın karanlık devrinde cadı avı denilen olaylar baş göstermiştir. Cadı olduğu düşünülen masum kadınlar herkesin içinde yakılarak öldürülmüşlerdir. Hristiyan Roma, Pagan/Kadın/Tanrıça kültünün yok edilmesi için bir savaş başlatmıştır [2]. Katolik kilisenin oluşturduğu Engizisyon'un ilk hedefi elbette "cadı"lar olmuştur. Peki bu cadılar kimlerdi? Aslında çok basit elinden her iş gelen kadınlar; evinde oturmak değil çalışmak isteyen, erkek işini tek başına yapabilen, zeki, dominant, kilisenin ev kadını olarak oluşturduğu kadın modeline karşı gelen kadınlar. Yani sadece büyü yapabilen kadınlar değil "özgürlük" isteyen kadınlar.
Efsuncu kadını yaşatmayacaksın
İncil
1204 yılında cadı avı yasallaşmıştır. Köylerde ya da şehirlerde tek başına yaşam mücadelesi veren her kadın cadı olarak kabul edilmiş ve yakılmaya başlanmıştır. İnsanlar ise toplumu yoldan çıkaracağı düşüncesiyle kadınları bulmaya ve yakmaya başlamıştır yani tam bir cins kırımı.
Kadınların cadı olarak gösterilmesinde ve öldürülmesinde Havva'nın cennetten kovulmaya neden olmasından sonra en büyük etkenler otlardan şifalı ilaçlar yapabilmeleri ve erkekler gibi sorunlarını savaşarak değil lanet okuyarak halletmeleriydi. Lanet okumak, cadılık sayılırdı.
Bugünün Cadıları
Cadı avları tarihçesi düşünüldüğünde insanlığın üzerinde kara bir lekeden bir şey olmadığı görülür. Kadının üzerinde oynanan politik bir oyun olduğu aşikardır. Her ne kadar cadı avları tarihin tozlu sayfaları içine hapsolmuş gibi görülse de işin aslı öyle değil. Kadınlar yüzyıllardır süren "özgürlük" ve "eşitlik" mücadelesini bugün de devam ettiriyor. Tıpkı engizisyonun başlattığı cins kırımı günümüzde de devam ediyor. Eşitlik savunucusu, hakları için mücadele eden kadınlar "cadı" ilan ediliyor. Cadıların yakıldığı gibi günümüzde kendi hakkını, işini, hayatını eline alan güçlenen kadınlar bazı erkekleri rahatsız ediyor. Kadının yerinin ev olduğunu düşünen zihniyet, din adamlarından toplumun çoğuna yansımış durumunda. Fakat kadınlar öğreniyor, araştırıyor, güçleniyor ve sonunda büyük bir değişim olması için mücadelelerine devam edecek. İster cadı avı, ister cins kırımı kadınları yıldıramadı yıldıramaz aksine yaktığınız cadıların, öldürülen kadınların, anıt sayaçta adı olan olmayan her kadın için mücadelemizi devam ettireceğiz.
Kaynak:
[1] Fuzuli Bayat, Türk Kültüründe Kadın Şaman
[2 ] "Korkunun Kadınları": Cadılar ve Cadıcılık, Suna Arslan Karaküçük